mb büyüteci

12. Uluslararası İstanbul Bienali

By  | 

Her eserin ayrı bir anlamı, ve birbirinden apayrı bir duruşu olduğu hissiyatına kapıldım.

Yazı: Zeynep Özdoğan

http://flavors.me/halodies

12. Uluslararası İstanbul Bienali’ni birkaç gün önce ziyaret etme fırsatı buldum. Bu sene ana başlığı  ‘İsimsiz’ olan İstanbul Bienali 17 Eylül- 13 Kasım tarihleri arası İstanbul Modern’de ziyaretçilerini bekleyecek. Ben hafta içi gittiğimden sakin bir hava vardı, diyebilirim. Bir önceki Bienal’de ise hafta içi de dahil olmak üzere girişlerde  bile sıra ile karşılaşmıştım.

İki Bienali birbiriyle bir sanatçı gözüyle karşılaştıramayacak olsam da arasında büyük farklar olduğundan söz edebilirim. Bir önceki Bienal’i fazla postmodern, fazla havada bulmuştum. Bunun nedeni de eserlerin kendileriyle dalga geçme payı bırakmış olmasıydı. Eserlerin anlaşılırlığı mutlaka değişkendir fakat bir sanat eseri fazlaca eleştiriliyorsa ve bu da çoğunluk tarafından yapılıyorsa; o noktada bir boşluk aramak gerek. 12. Bienal’de ise bu boşlukları bulamadım açıkçası. Her eserin ayrı bir anlamı, ve birbirinden apayrı bir duruşu olduğu hissiyatına kapıldım.

Bienalde İsimsiz (Soyutlama), İsimsiz (Ross), İsimsiz (Pasaport), İsimsiz (Tarih) ve İsimsiz (Ateşli Silahla Ölüm) başlıkları altında 500’ü aşkın eser sergileniyor. Ziyaretimi bitirdikten sonra ise akılda kalan en önemli nokta Ortadoğu oldu. Ortadoğu’nun daha yoğun işlendiği bir Bienal olmakla birlikte; Latin Amerikalı sanatçılar da dikkat çekiyordu.

Akılda kalan eserlerden bazıları ise öncelikle Kutluğ Ataman’ın homoseksüalite ile ilgili yayınladığı askeriye tarafından bir çürük raporu belgesiydi. Hayatınız boyunca belki de hiçbir zaman göremeyeceğiniz bir belge ile, bir gerçeklik  ile karşı karşıya kalıyorsunuz.

Siyasi duyarlılığı oldukça yüksek bir Bienal havası vermesinin nedenlerinden biri de işte bu belgeydi.

Bir diğer bölüm ise özellikle Avrupa’da  1930-1990 arasında yayımlanmış plak ve dergi kapaklarıydı.

Zamanın ruhunu en iyi yansıtan çalışma diyebilirim sanırım.

Diğer bir etkileyici çalışma ise Martha Rosler’in ‘Savaşı Eve Taşımak’ isimli kolaj fotoğraflarıydı. Amerika’nın sembolleri olarak kabul edilmiş bazı fotoğrafların veya tipik Amerikalıyı yansıtan fotoğrafların içine Vietnam Savaşından kareler yerleştirmiş; oldukça çarpıcı bir çalışma.

Sonbahar günlerini değerlendirmek için güzel bir sanat fırsatı. Ziyaret etmeden geçmemek gerek.

Gerekli bilgilere ulaşmak için: http://12b.iksv.org/tr/index.asp

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir