baş tacı

14 Şubat’a Muhalif Hareketler

By  | 

14 şubat muhalif hareketi diyor ki;

“Ya bi’ başlatmayın kalbinizden de kırmızınızdan da!”
3122875541_11bf6685c2
Oysa ki kendi içlerinde pek çok farklı görüşe ayrılsalar da itiraz cümleleri birbirine bir yaklaşık sonuç…
Mesela; ilk muhalif grup;
*Yalnızlar.
Yalnızlar zaten feleğin sillesinden, aşkın ızdırabından rahatsız, hele bir de çevrenin getirdiği “Eeee yok mu biri?” sorularının mahalle baskısından bezmiş, içi çıkmış. Bir de şubatın gelişi ile birlikte yaldır yaldır her yerin kırmızıya boyanması, hummalı alışveriş, indirimler, otel konaklama kampanyaları, bir al ikincisi bedavalar ama ikinciyi verecek kimse bulamamalar üzerlerine üzerlerine geliyor. Hani sanki siz yürüyemiyorsunuz ama tüm dünya koşu yarışına katılmış gibi, hani mesela sizin midenizde kelepçe var ama önünüzde mangal yapılıyor gibi, hani bitlenmişsiniz ama aynı gün Rapunzel seçmelerine çağırılmışsınız gibi; öylesine bir “yazıklar olsun” hali dünyaya karşı…
*Sisteme muhalifler
Tüketime muhalifler, kutlamanın özüne değil. Şiddet yanlısı değil tam tersi şehvet yanlıları. Yani niye tüketiyoruz ki illa ki; hangi gerçek sevgi yeni bir kazakla ısınır, hangi parfüm sevgili kokusundan kıymetli olabilir ki? Evimizin beraber alınmış kanepesi dururken neden otelin çarşaflarına değer biçelim ki?  O gece mesela unutulmaz bir sevişme de bedava bir hediye sayılmaz mı?
Neticede demek isterler ki; yeni çarşaf değil kırışık çarşaftır makbul olan!
tumblr_megbriEE7t1rlhefeo1_500
*Estetik kaygılı muhalifler
Bunlar kırmızıdan ve kalp ikonundan hoşlanmayanlar. Bu kadar göze sokulunca herkes rahatsız oluyor ama halihazırda mevcut rahatsızlığı bulunan tabi öğürme noktasına geliyor.
Yani şeftaliden huylanan adamın orasına burası şeftali sürtmek gibi, klarnetçinin karşısında limon yalamak gibi, maçoluğun kitabının arasına pembe tüylü ayraç koymak gibi.
*Bin yıllık evli muhalifler
Bunlarda temel sorun yıllardır ev kredisi, araba taksidi, çocuk bezi, okul ödemesi, evlilik yıldönümü, çocukların doğumgünü, onun pabucu eskidi bunun montu yırtıldı, salona avize lazım, parkeler değişecek derken bir de Sevgililer Günü’nün araya kaynaması.
Aslında kendilerine kalsa zaten birbirlerini mutlu edecek şeyi de, en temel ihtiyaçları da biliyorlar, kitabını yazmışlar, zaten işten güçten çoluktan çocuktan vakit bulsalar çıkıp alacaklar. Ama sevgililer günü fix bir tarih, o tarihe nasıl organize olunacak? İkisi de uğraşmak istemiyor ama işte eş dost “Eee ne almış seninki?” diye sorduğunda 10 saat yukarıdaki muhaliflerden birinin kılığına bürünüp açıklama yapmak gerektiği için bu günden nefret ediyorlar.
“Aman ya 20 yıllık aşkın sevginin günü mü kalmış” a bağlıyorlar mecburen.
Durduk yere dünyanın onlara evliliği sorgulatmasından hoşlanmıyorlar.
Onca muhalefete rağmen, kendisi için bir anlamı olan herkesin sevgililer günü kutlu olsun; yenilsin içilsin, saçılsın paralar. “Amaaaan bir daha mı geleceğiz dünyaya?” olsun şiarımız.
PS: Bu arada sevgililer günü yerine, “dostlar sofrası” kutlansa, hani eş dost muhabbeti olsa, yine yenilse içilse herkes mutlu olsa; amaaaan o zaman da asosyallerin muhalefeti başlar; “Ben arkadaşımı hergün arıyorum bir gün değil.”ler döner, “Herkesin arkadaşı olmak zorunda mı?” itirazları çıkar.
İnsan değil miyiz, isyan doğamızda var….

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir