15 Erkeğe Sorduk

15 Erkeğe Sorduk: Kürtaj Yasağı Hakkında Ne Düşünüyorsun?

By  | 

Evrensel değerler ve akılcı yaşama aykırı bir tutum, bu hakkı yasaklamak…

Hiç bir çocuk, önceki hayatını ve sonraki hayatını düzenlememiş; hayattaki evrensel değerlere sahip olmamış bir anne ve babayı hak etmez. Tabi doğmadan önce bunu bilemeyecek! Ta ki siz bu hakkı anne babaya verene dek!

Kimse geleceğini hazırlayamayacağı ya da kendi hazırlayamadığı bir anne babalığı üstlenmemeli, kendi çocuğu için, kendisi için…

Bu işin bir de sosyolojik tarafı var.

ABD 1990’ların başında acayip bir suç furyasına kapılmıştı. Sokaklara çıkmak bile zor bir hale geldi.

2000’li yıllara gelindiğince birden düşmeye başladı oranlar. Oysa artacağı iki katına çıkacağı düşünülmüştü. Uzmanlar: daha etkin bilişim teknolojileri, daha örgütlü davranış gibi şeylere bağladı sebepleri. Oysa sebep 1970’lerde kazanılmış bir davaydı. Bir Kürtaj davası. Teksas’taki dava emsal oldu. ABD’de diğer mahkemelerce kabul edildi.

İstenmeyen geleceğine sahip çıkılamayacak çocuklar doğrulmadı. Suç düştü. Diğer çocuklar daha huzurlu büyüdüler.

Bu tip olaylara hiç dini açıdan yaklaşmadım ve huyum değil. Ancak böyle bakanlar için de şunu diyebilirim: Birinin elinden günah işleme hakkını alırsanız (eğer günahsa), o zaman aksini yapıp sevap işlediğinde de kazancı kalmıyor sanırım?! Ne dersiniz?!

Gökalp, 30

Kürtaj insani bir haktır her şeyden önce. İnsanlar birlikteliklerinde çocuk istemeyebilirler, bakamayabilirler, sorumluluktan kaçabilirler. Kişisel tercihlerin bile kamu tarafından sınırlandırılması aslında gelecekte daha başka kişisel kararın önüne engel konulmasına ve insan haklarının kısıtlanmasına örnek teşkil eder

Deniz, 28

Kürtaj, bebeğin rahimde oluşum süreci öncesinde yasak olması bir bireyin bedensel özgürlüğüne karşı gelmekten başka bir şey değildir. Demokrasiye ve insan haklarına aykırıdır.

Onur, 26

Öyle bir konu ki tebrik ediyorum gündeme getirenleri. Medyada konu hakkında açıklama yapan herkesin maskesinin nasıl düştüğünü kimin hangi tarafta nasıl yer aldığını daha iyi göremezdim. Dilerim Premier lig yasaklanmaz.

Berk, 28

Kürtaj gebelik çerçevesinde belirli bir süre için serbest olmalıdır. Bu hem anne adayı hem de baba adayı için seçme sürecidir. Kesinlikle özgürlükçü düşünceye aykırı.

Deha, 29

İlerde eşim istemediği bir gebelik durumunda fikrimi sorarsa nezakette bulunmuş olur, hoşuma gider. Onun haricinde bir erkeğin bu konuda fikir beyan edebilmesini çok yersiz buluyorum. Hele ki erkeklerin çoğunluğunu oluşturduğu bir meclisten böyle bir kararın çıkabilme durumu tam anlamıyla yüzsüzlük.

Ozan, 26

Önleyemiyorsan yasakla kafasıyla nereye varılır bilmem; ama ne içiyorlarsa ben de istiyorum.

O yasak bu yasak. Benim tepkimi çeken sadece kürtaj yasağı değil, yasak olması bir şeylerin. Bu da tüy kondurdu üstüne hepsinin.

Tamamen kişisel bir şeye devlet yasağı getirilmesi. Nereden baksan saçmalığın dik alası.

Ergin, 26

Kürtaj yasağı kadın sağlığı konusunda atılan bir “adım” diyemiyorum, “kazık”lardan en büyüğüdür. Korsan kürtaj operasyonlarından tutun da, ertesi gün haplarının yanlış kullanımına kadar bir çok sorunu beraberinde getirecektir. Kesinlikle bel altı vurmaya başladılar.

Berhan, 29

Bu konu hakkında gerçekten ne düşüneceğimi bilmiyorum çünkü böylesi bir yasak benim düşünce sınırlarımın ötesini de fersah fersah geçmiş durumda. Neresinden dokunsan elinde kalacak ve mahremiyetin en üst noktasında olan bir konu bu.

Hayatı boyunca baba olmaktan daha öte bir hayali, bir isteği olmayan benim gibi Peter Pan sendromu ile cebelleşen biri için kürtaj, herhalde ikili ilişki içinde duyulması, konuşulması en zor, kabul ettirilmesi en imkansız istek!. Düşünsene hayatım boyunca beklediğim “baba olma” emelimin gerçekleşebileceğini öğreniyorum, bunu söylüyorsun bana ve ben o anda “hemen evleniyoruz” diyorum, sen ise “ama ben bu çocuğu istemiyorum”. Evet, içerdeki döllenmiş yumurtanın 24 kromozomu benden, iş matematiğe kalsa en az senin kadar söz hakkım var olabilecek o çocuk üzerinde ama, ortada yumurta var, fol yok! Ben senin sözüne, senin istediğine, senin bedenine nasıl karışabilirim?

Peki ya ikimizin tanışmasına bile katkı sağlamamış bir dallama, o neye karışabilir?

Bak burada tecavüz konusunu hiç ele almıyorum bile, klavyemden sadece bu paragrafta bir defa çıkacak: Koltuklarını kabarta kabarta “tecavüze uğrayan doğursun, çocuğa devlet bakar” diyenlere söyleyecek çok güzel bir küfrümüz var ama, özgürce düşünce paylaşabileceğimiz bir ülkede yaşamıyoruz maalesef… Umarım tecavüze uğrayıp hamile kalırlar da (erkek halleriyle) söylediklerinin arkasında durup doğururlar o çocuğu. Sonra 9 ay taşıdıkları çocuğu bir paçavra gibi devlete verirler. O zaman görürüz kabaran koltuk altlarını, terliyorlar mı yoksa delikanlılıklarının arkasında mı duruyorlar… Merakım da yok değil aslında, acaba bunlar erkek halleriyle hamile kaldı da hormonal kafa yemeler sonunda böyle heylüheyla açıklamalar yapıyorlar yola devam ederken kamyon falan mı devirdiler yahu?

Seninle aramızda olana geri dönecek olursak; belki bir hataydı benimle yaşadığın, bunu sonradan fark ettin, belki gerçekten hayatını alt üste edecek bir şey bu. Çocuk yetiştirmenin dünyanın en güzel şeyi olduğunu düşünsem de, her şeyin bir yeri bir zamanı var. Hele ki plansız, programsız şekilde olduysa. Bunun bebek bezinden tut, gaz çıkarmasına, ilköğretim öncesi eğitiminden üniversite harcına hayvan gibi maliyeti var, çocuk ne kadar şeker minik agucuk bir şey olsa da safi zarar yahu? Hem bizim atalarımız söylemiş yahu, “Zararın neresinden dönersen dön kardır”. Bize zararı dokunacak bir şeyi yapmanı, bunda ısrarcı olmayı ben nasıl isteyebilirim?

Kim ne derse desin, o beden tamamiyle sana ait. İçinde büyüyen şey de sana ait olacak. Ben muhtemelen ergenlik döneminde “iskele babası” olarak ifade edilen olacakken, sen asla vazgeçilmeyecek kişi olacaksın. Bu durumda, ben zaten ne desem senin söylediklerin, senin istediklerin ve senin etkilerin olacak o çocukta, eğer doğmasını istersen…

Eğer hiç olmasını istemiyorsan, bu yine senin kararın. Ben yine iskele babalığımı yapıp kabul etmek zorundayım.

Zaten esasında, dünyada biz erkekler iskele babalığı dışında pek fonksiyonu olan naneler değiliz. Destek olmak yerine niyeyse hep ayağının takıldığı köstek oluyoruz.

Meriç, 29

kürtajın yasaklanması devletin sosyal devlet olmaktan çıkıp, faşist devlet olmaya doğru ilerlediğinin bariz bir göstergesidir. devlet, yaşama hakkını korumakla yükümlüdür, ancak bir bebeğin dünyaya gelip gelmeyeceği çok farklı değişkenlerin etkisinde… bu değişkenleri ortadan kaldırmadıkça, devletin bu işe karışması, zamanında hitler’in yaptıklarını taklit etmek anlamına gelir

Kerem Mert, 28

“Her insanın vücut bütünlüğü dokunulmaz bir hakkıdır. Bunun üzerinde üçüncü bir şahsın hak iddia etmesi kabul edilemez. Beri yanda, kürtaj yaptıracak kişinin bunu hafife almaması gerekir. Sonuçları sadece kürtaj yaptıranı etkilemeyeceğinden mevcut ilişkiler içinde zaten olması gereken iletişimin seviyesinin çok daha açık ve net olmasını da gerektirir.

Can, 32

Başbakan’ın kürtaj konusundaki söylemi, bir sonuç olarak Uludere gündemini değiştirme yönünde değerlendirilse de işin temeli çok farklı.

Muhafazakar toplum projesi, liberal entelektüel argümanlarla meşrulaştıran bir iktidarın öncülüğünde son virajı döndü ve bu noktada temel hedefin kadınlar olması gerektiğini de gözler önüne serdi. Gelenek ve göreneklere bağlı, itaatkar, uyumlu, az paraya çok çalışan kitlelerin oranını artırmak için üç tane doğurmak ve illa ki doğurmak icap ediyor. Ucuz işgücü sağlama amacının yanında, gittikçe daha da tutucu hale gelmiş bir toplum hedefine ulaşmak için kadınları olabildiğince pasif hale getirmeniz birinci önceliktir. Kürtaja dair söylemler ve iktidar icraatları, halihazırda ‘Küçük Bush’ dönemi neo-con politikalarının doğuya yansıması olarak değerlendirilebilir. Diyanet fetvasıyla gelen dini meşruiyet zeminin de yine aynı dönemde ABD’de önemli bir güç haline gelen evanjelist çığlıklarla korele edilebilir.

Başbakan bu yüzdendir ki, zamanında ahlaksızlığını almamızdan mütevellit nefretini kustuğu batının, ahlaklı (tutuc) tavrına bu noktada övgüler diziyor. Dünya üzerindeki tüm kürtaj tartışmaları bir yerde dini motiflere atıflarla yürümektedir. Ancak Erdoğan ve iktidarı, batıdaki kürtaj yasaklarının büyük boyutlarda olduğunu ifade ederken yalan söylemekten de geri kalmıyorlar. (bkz: http://en.wikipedia.org/wiki/Abortion_law)

Sorun sadece kadının kendi bedeni üzerindeki söz hakkına müdahaleden ibaret görülmemeli. Erkin topyekün saldırısı, toplumun tüm bireylerini bundan etkilenecekleri şekilde içine alma hedefine sahip ve oldukça da başarılılar. Tartışılması bile abes olan bireysel bir tasarruf hakkını, doktorlar ve hatta teologlar değil; çoğu sosyal ilimler okumuş ve hatta birçoğu onu bile okumamş politikacılar tartışıyorlar. Sürecin özetini bu son cümle ile idrak etmek de mümkün.

Alp, 25

Kürtaj mı Allah kahretsin. Sevişmelerimden keyif alamaz oldum, aklımda hep “acabalar var”.

Baba olmaya hazır hissetmiyorum…

Hakan, 31

Devletin muhafazakarlaştırma politikasının bir ürünü oldugunu düşünüyorum. Kürtaj hakkındaki düşüncem ise belirli bir haftaya kadar doktor onayında ve kontrolünde altında yapılması gerekir. Tamamen yasaklanması durumunda illegal olarak uygulanmaya devam edecek ve çok daha kötü sosyolojik sorunlar doğuracaktır.

Kıvanç, 34

Devleti neden sevmemeliyiz’e çeşit çeşit gerekçe üretmemiz için elinden geleni ardına koymayan bir iktidarın, maalesef kendilerinden bir farkı olmayan halkı da arkasına alarak gündeme taşıdığı bir konu. Şiirde yazıldığı gibi “nereden baksan tutarsızlık nereden baksan ahmakça” bu uygulama fakat Türkiye gibi bir ülke için aslında hiç sırıtmıyor. Çünkü konu sadece bir iktidar uygulaması değil, “%99’u Müslüman” olan bir halkın büyük çoğunluğu, seçimde oyunu AKP lehine kullanmasa bile muhafazakar yanının etkisinde kalıp bu yasağı destekliyor. Kişinin kendi haklarını korumakla, onu dilediği gibi yaşatmakla yükümlü olan devlet artık ilkokuldaki tek çeşit önlük ya da ordudaki tek çeşit üniforma mantığını kendince yorumlayıp tek çeşit insan yaratma derdinde. Devlet bu derde öyle derin bir şekilde düşmüş ki, onları ne sokağa dökülen yüzbinler engelleyebilir, ne de yazılan yüzlerce yazı. Çünkü sokağa dökülmeyen ve yazıları okusa dahi ilk cümleden fikri reddedecek bilinçsiz bir kitle mevcut. Hem de daha fazla. Hem de hiç değişmeyecek bir kitle.

Özetle; kürtaj yasağının temelinde “Allah seni nasıl yarattıysa öyle yaşamalı ve öyle ölmelisin, yani artık gerekçesi tıbbi bile olsa estetik yasak, dövme yaptırana da çok fena cezalar veririz” mantığından farklı bir durum söz konusu değil. Üstelik o günler de artık çok uzak değil.

Mert, 24

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir