Ayşen Aksakal-İtinayla Ahkam Kesilir

8 Mart dediğimiz nedir?

By  | 

8 Mart dediğimiz gün aslında nedir?

Yazı: Ayşen Aksakal

1857’de Amerikalı kadınların kapitalizme, ayrımcılığa karşı başlattıkları,  eşit çalışma saatleri ve ücret mücadelesi için hayatlarını ortaya koymaları ve bu gün elimizdeki bazı hakların yolunu açmaları şerefine, onları andığımız bir gündür. Öyle olagelmişti en azından.

womens-dayOysa son yıllarda geldiğimiz noktaya bakarsak; bu günden  anladıklarımız; sosyal sorumluluk kampanyalarına yansıyan fotoğrafların özeti; tüm olayı “kadına şiddete hayır”a indirgemiş oluşumuz.

İnsan içinden “emeği geçen tüm toplumlara yazıklar olsun” demeden duramıyor.

1857’de kadınlar kolkola barikat kurarken; bu gün kadın olarak kendimizi konumladığımız yerden çok daha yüksek bir yerdeydiler.

Bir türlü anlamlandıramadık, oturtamadık toplumca 8 Mart’ı.

“Bugün kadınlar günü, beyimden bi güzellik bekliyorum eve bi çiçektir, bi tektaş’tır getirsin artık” diyenini mi istersiniz, kendi krallığında sosyal sorumluluk adına dayak yemişcesine fotoğraf çektireni mi..

Tersten gidip; ideal dünyada bir 8 Mart Etkinliği’ne gidelim istedik bu sene.

Ne olsa taşlar yerine oturmuştu ona bakalım dedik;

Hayal edin;

Taksim meydanındayız; %80’i kadın bir kitlenin içindeyiz. kadınların saçları rüzgarda uçuşuyor, ellerinde rengarenk dövizler var.

Resmi tatil olduğu için gerek mavi gerekse beyaz yakadan katılımcı çok. Çocuklar bu günün şerefine değil aslında ev işini ve çocuk bakımını da yüzde elli elli paylaştıkları için genelde babaların omuzunda. Dev ekranlarla donatılmış bir sahnede kadın konuşmacılar, geldiğimiz nokta için kadın mücadelesindeki isimlere teşekkür ediyorlar.

Konuşmacılar arasında, şıklığı ile dikkat çeken siyasi parti başkanları ya da eş başkanları, bazı sendikaların kadın başkanları, Tüsiad gibi kurumların yönetimindeki kadınlar, son 5 yılda yarattığı istihdam ve Anadolu kadınına sağladığı eşit ücret çalışmaları ile dikkat çeken bir markanın kadın CFO’su, kabineden 8 kadın var. Maalesef meclisteki 240 kadın milletvekilinin tamamının konuşması mümkün olamayacağı için sadece parti temsilcileri nezdinde konuşabilecekler.

source-3a-23px26d

Ülkemize ödül kazandıran kadınlar da hükümetin kendilerine sunacağı onur ödülü için kenarda beklemekteler. Bunlar arasında Nobel ödüllü bir kadın yazarımız, son yüzyıla damga vuran 100 sanatçı arasına giren kadın heykeltraşımız ve Louvre müzesine giren yaşayan ressam olma ödülüne sahip kadın ressamımız da var; Olimpiyat ödüllü sporcularımız da.

Herkesin teşekkür listesi ayrı;

Genel olarak; süt iznini tüm işyerlerine zorunlu kılan ve takibini gerçekleştiren kurula, doğum izni süresi uzatan yasa ve bunu kadın ve erkeğin eşit paylaşılmasını sağlayan dönem hükümetine (çünkü 10 yıllardır bu hak varmış mesela) kadının çalışma hayatından kopmaması ve çocuk yetiştirmenin yakın lokasyondan bir anneanne/babaanne ya da yabancı bakıcı güdümüne kalmaması için yapılan her semte 1,5 yaşından itibaren uzman gözetiminde çocuk yetiştiren devlete bağlı ücretsiz kreş açılmasını sağlayan yasa tasarısını hazırlayan kadın bakana, kadın ve erkeğin evlenmeden birlikte yaşamasının da medeni kanunda bir yer bulmasını sağlayan diğer bir kadın bakana,  seks işçilerinin taleplerine bağlı topluma kazandırılması ya da çalışma koşullarının iyileştirilmesini sağlayan yasa için bir diğerine, sadece kadına değil, şiddetin toplum içinde her türlüsüne karşı duran bir hukuk anlayışı için adalet bakanına, bu yolu kat ederken, önümüzde engel olmak, sessizce arkamızda durmak yerine, omuzomuza bizimle mücadele eden, yeri geldiğinde omuzumuzdaki yükleri sırtlanan aydın, eş, yazar, politikacı, esnaf farketmez tüm erkeklere teşekkürler ediliyor.

Dev ekranlardan slaytlar akıyor; kadının kendini erkek gözünden gizlemek zorunda hissettiği günlerin, emniyet güçlerinin ve yasaların eşlerinden koruyamadığı kadınların, süt izni alamadığı için çocuğunu ağlayarak süt annesine teslim eden, töre korkusu gözlerine sinen, iş bulamadığı için fuhuş yapmak zorunda kalan, elinde belinde sırtında çocuk ile tarlada çalışan kadınlar görüyoruz ağır bir müzik eşliğinde. Sonra hızlanıyor müzik, neşeli bir marşa dönüşüyor bir kadın korosu sesinden.

Ekranda sınır tanımayan kadın doktorlar görüyoruz, kadın sanatçılar, sporcular, savaş muhabirleri, avukatlar, baretli mühendis kadınlar, evde bir erkek ile birlikte yemek yapan, kitap okuyan, kendini sevmeyi öğrenen, kadın olmanın şansını yakalayabilen kadınlar görüyoruz.

iwd-WomenOfTheWorldUnite

En son sahnede, Nobel alan kadın yazarımız geliyor; -çünkü biz anlamışız ki bir toplumu ileriye götüren en önemli şeylerden biridir sanat ve edebiyat, o yüzden son sözü ona vermişiz- “ben kapanıp kitabımı yazarken, hayatımızın yolunda akıp gidebilmesi için önümdeki engellerle mücadele eden sevgilime de teşekkür ederim” diyor.

Öpüşüyorlar sahnede. Çünkü artık biz aşka sevgiye inanabilen bir toplum olmuşuz, ayıpları aşalı yıllar olmuş.

 

Ertesi gün gazetelerde bu anın resmi yayınlanıyor, sahnenin arkasında, geçtiğimiz günlerde eşcinsel olduklarını açıklayıp, yeni yasa ile serbest bırakılan şekilde evlenen kadın sendika başkanı ile ünlü kadın tiyatro oyuncumuzun da öpüştüğü görülebiliyor.

Sonra biz 9 Mart’ta küresel ısınmamış, hayvanlarının hakları korunmuş, Kapitalizmin tüketiminden kurtulmuş, az mal tüketen çok fikir üreten hayatımıza; kadın doğmanın tüm iyi şansları ile devam ediyoruz hafiften akşam eğlenceye devam edip, alkolü fazla kaçırmış olmanın mahmurluğu ile. Ama fener alayı da kaçırılacak gibi değildi değil mi ya?

Hayal kurabildiğimiz ve o hayal için mücadele edebildiğimiz sürece anlamlı hayat. 

Kadın olmak bir şanstır; iyi bir şans olması için bir arada kalıp her gün çarpışmak gerekir.

Yeni bir 8 Mart’a kadar hepimize iyi şanslar!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir