Anasayfa

ALTERNATİF EVREN ANDORIA’DAN MASALLAR: PAMUK PRENSES

By  | 

Yaklaşık bir sene önce aklıma bir proje geldi, kız çocukları olarak dinlediğimiz masallarla ilgili. Dedim ki, küçükken sürekli olarak bir erkeği kapmakla ilgili olan masallar dinleyip onlarla büyüyoruz. Büyürken kendimizi ne kadar geliştirirsek geliştirelim, bilinçaltımızın bir köşesinde, bu masallar ve onları dinlerken kurduğumuz hayaller var elbette. Şu anda oturup okuyunca, mesela bir prensin, öldü sanılan prensesi öpmesi aşırı sapıkça değil mi? Ya da bütün masallarda, aslında hep güzel ve en güzel olmamız, sonra da en yakışıklı ve zengin prensle evlenip çocuk falan yapıp saraylarda mutlu olmamız gerekmiyor mu?

Peki eğer, masallar böyle değil de, bambaşka olsaydı, kız çocukları başka hayallerle büyüseydi dünya nasıl olurdu?  Sanki, aslında başka bir dünya mümkündü ve bu dünya bir türlü olmadı hissinden fenalık geldi.

Ben de Andoria isimli evrende geçen Alternatif Pamuk Prenses, Rapunzel, Cinderella ve Deniz Kızı’nı baştan yazdım. Bir türlü çizimleri yetişmeyince, bastırmaya falan da fırsat olmadı. Ben de beklemekten vazgeçtim ve artık paylaşmak istedim.

Pamuk Prenses’ten başlamak ister misiniz?

ALTERNATİF EVREN ANDORIA’DAN MASALLAR: PAMUK PRENSES

andoria

Uzak çok uzak bir diyarda, herkesin barış içinde yaşadığı, Andoria gezegeninde, mutlu bir krallık varmış.

Kralın kızının, yani prensesin adı Pamuk Prenses’miş. Pamuk Prenses; akıllı, kibar, eğlenceli, hayvansever, yetenekli, doğal, güleryüzlü ve hayattan çok zevk alan bir kızmış.

Kral, karısını genç yaşta kaybetmiş ve kızı küçük yaştayken, başka bir kadınla evlenmiş. Bu kadın hem kraliçe hem de Pamuk Prenses’in üvey annesi olmuş ve Pamuk Prenses’in aksine, hayvanlardan nefret edip hiçbir şeyi beğenmemesiyle ünlüymüş. Onun tek derdi güzel olmakmış. Bu nedenle, günlerini saç ve makyaj yapıp kendi fotoğraflarını çekerek, yeni kıyafetler diktirerek ve insanlara kötü davranarak geçiriyormuş.

Bunun dışında kalan zamanlarındaysa, sık sık odasına kapanıp sihirli olduğuna inandığı aynasıyla konuşuyormuş.

üvey anne

“Ayna ayna, söyle bana, var mı benden güzeli bu dünyada?” diye sorarmış kraliçe. Ayna, onu yanıltmazmış; “En güzeli sensin Kraliçem.” dermiş.

Günler, aylar ve sonra yıllar geçmiş, Pamuk Prenses büyümüş. Vaktinin çoğunu yardım kuruluşlarında geçiriyor, kendi krallıkları dışında, Andoria’daki diğer ülkelerde yaşayan insanların da sorunlarına çözüm arıyormuş. İyi kalbi sayesinde, prensesin nam-ı tüm diyarda yayılmış, sadece prensesi ziyaret edip onunla tanışmak için Andoria’nın her bir yanından ülkeye gelen krallar, kraliçeler, prensler, senatörler olmaya başlamış. Herkes prensesi örnek gösterir olmuş.

Prensesin adı bu kadar duyulunca, üvey annesi onu çok kıskanmaya başlamış. Tüm krallık Pamuk Prenses’in posterleriyle doluymuş, halk onu çok seviyormuş. Kraliçe, yine uyanıp saçını ve koyu makyajını yaptıktan sonra, aynanın karşısına geçmiş ve her zamanki sorusunu sormuş: “Ayna ayna söyle bana, var mı benden güzeli bu dünyada?” Aynadan ses gelmemiş. Kraliçe sorusunu tekrarlamış. Aynadan yine ses gelmemiş. Kraliçe aynaya kızmış ve neden cevap vermediğini sormuş, eğer cevap vermezse, onu kırmakla tehdit etmiş. Ayna utanıp sıkılarak; “Şey, Kraliçem, sizi üzmek istemedim.” demiş. Kraliçe sinirlenerek, “Ne demek istiyorsun? Çabuk bana cevap ver!” diye bağırmış. Ayna tekrar kısık bir sesle konuşmaya başlamış: “Kraliçem, siz güzelliğin sadece dış görünüşle olduğuna inanıyor olabilirsiniz; ama güleryüz olmadığında yapılmış saçların ya da makyajların hiçbir anlamı yok. Maalesef, herkes Pamuk Prenses’i çok daha güzel buluyor.” demiş.

üvey anne 2

Bunu duyan Kraliçe çok sinirlenmiş ve kralın komşu ülkede seyahatte olmasını fırsat bilerek, avcıyı çağırmış. Avcıya çok özel bir görev olduğunu söyleyerek, yüksek miktarda para teklif etmiş. Sonra ondan, Pamuk Prenses’i ormana götürmesini ve orda vurmasını istemiş. Avcı, ne kadar para verirse versin, Pamuk Prenses’i asla öldürmeyeceğini söylemiş. Bunun üzerine Kraliçe, bunu yapmazsa, avcıyı ailesini öldürmekle tehdit etmiş.

Avcı mecburen kabul etmiş ve bebekliğinden beri tanıdığı Pamuk Prenses’i ormanda bir gezintiye davet etmiş. Ormanda, prensese üvey annesinin teklifini anlatmış. Prensesi tabi ki öldürmeyeceğini, kendisini korumak için üvey annesine “Tamam” dediğini anlatmış. Pamuk Prenses ve avcı anlaşmışlar; avcı Kraliçe’ye götürmek için Pamuk Prenses’in saçından bir tutam ve elbisesinden bir parça almış. Pamuk Prenses’e de atını vermiş ve mümkün olduğunca hızlı gitmesini ve uzun bir süre şehre geri dönmemesini söylemiş.

pamuk prenses1

Pamuk Prenses, hiç durmadan saatlerce at sürmüş ve nehrin karşı tarafına geçmiş.

Birkaç saat daha durmadan gittikten sonra küçük bir ev görmüş. Atından inip eve girmiş. Evde kimse yokmuş; ama her yer tertemiz ve her şey biraz küçükmüş. Evde bir masa etrafında yedi sandalye varmış, üst katta da yedi tane yatak bulunuyormuş. Pamuk Prenses, bir şeyler yiyip yatağa uzanmış ve yorgunluktan hemen uyuyakalmış.

Akşam evlerine dönen yedi cüce, Pamuk Prenses’i uyur halde bulmuşlar. Prenses uykusundan uyanınca, cücelere başından geçenleri anlatmış ve cüceler Pamuk Prenses’e her şey düzelene ve babası seyahatten dönene kadar onlarla kalmasını teklif etmiş. Prenses çok mutlu olarak kabul etmiş; zaten Pamuk Prenses babasının dönünce onu arayacağına eminmiş. Prenses babası onu bulunca, ona her şeyi anlatacakmış.

cüce evi

Cüceler her sabah işe gidiyor, Pamuk Prenses de cücelere yük olmamak için bahçe işleriyle uğraşıyor, yemek yapıyor, ev işlerini hallediyormuş. Kalan vaktinde de ormanda koşuyor, hayvanlarla oynuyor, resim yapıyor, hikayeler yazıyor, Andoria halkı için yeni projeler hazırlıyormuş. Akşamları da, cücelerle birlikte projeleri tartışıyorlar, daha iyi hale getiriyorlarmış. Pamuk Prenses, cücelerle birlikte yaşamaktan çok mutluymuş, onların beraber yaşama tarzlarından ve eşyaya değer vermeyip, her şeyi paylaşmalarından çok şey öğreniyormuş.

Sonunda seyahatten dönen Kral, kızının kayıp olduğunu duyunca, şehrin her yerine kayıp ilanları astırmış, kızını bulana büyük ödül verecekmiş. Askerler ve neredeyse tüm Andoria halkı ormanda Pamuk Prenses’i aramışlar; ama bir türlü bulamamışlar. Kraliçe, çok üzgün ve endişeli gibi davranıyor, şüphe çekmemeye çalışıyormuş.

Bu sırada, babasının döndüğünden ve onu aradığından habersiz olan Pamuk Prenses, yine bir sabah ormanda koşarken, biri onu görmüş ve haber vermek için hemen saraya gitmiş. Kral ve askerleri Pamuk Prenses’i aramaktaymış, o yüzden bu adamı Kraliçe’nin karşısına çıkarmışlar. Kraliçe adamı dikkatle dinlemiş, Pamuk Prenses’in nerde olduğunu detaylı olarak tarif etmesini istemiş ve adama teşekkür ederek onu göndermiş.

üvey anne 3

Ertesi sabah, Kraliçe erkenden, yaşlı bir kadın kılığına girerek cücelerin evine gitmiş ve kapıyı çalmış. “Aç kapıyı çocuğum, ben sadece elma satan fakir ve yaşlı bir kadınım.” diye seslenmiş. Yaşlı kadına yardım etmek isteyen Pamuk Prenses ondan bir elma satın almış.

Elmayı ısırdıktan sonra, kendinden geçip yere düşmüş. Yeryüzünde kendisinden daha güzel biri kalmadığına inanan üvey anne ise, koşarak sarayına dönmüş.

Akşamüzeri, işten dönen cüceler, Pamuk Prenses’i yerde yatar halde bulmuşlar ve öldüğünü düşünerek bahçede bir yatağın üzerine yatırmışlar.

pamuk6

Bu sırada Andoria’daki diğer ülkelerden gelen destek ekibinin başındaki Prens oradan geçiyormuş, cücelere Pamuk Prenses’in fotoğrafını göstermek için yaklaşmış ve fotoğraftaki kızın orda yattığını görmüş. Prens önce, Pamuk Prenses’e bunu yapanın cüceler olduğunu sanmış; ama cücelerin ne kadar üzgün olduğunu görünce onlara inanmış. Cüceler ne olduğunu bilmediklerini, eve gelince prensesi böyle bulduklarını anlatmış. Prens, Pamuk Prenses’in nabzına bakmış ve nabzının çok yavaş da olsa attığını, yani Pamuk Prenses’in yaşadığını fark etmiş. O sırada cücelerden biri prensesi buldukları yeri incelerken, düşüp kanepenin altına kaçmış olan ısırılmış elmayı fark etmiş. Prensesin zehirlendiğini anlayan Prens ve cüceler, onu kurtarmak için panzehir yapmaya karar vermişler. Prens, cücelere gerekli ot ve meyvelerin listesini çıkarmış, hemen sonra cüceler hızlıca gerekli olan malzemeleri bulmuşlar. Panzehiri hazırlayıp prensese iğne yapmışlar ve birkaç saat sonra prenses kendine gelmeye başlamış. Prenses olanları anlatınca, hepsi o yaşlı kadının Kraliçe olduğunu fark etmiş ve toplanıp hep birlikte şehre gitmeye karar vermişler.

pamuk4

Önde Pamuk Prenses atıyla, ardında Prens ve cüceler hep birlikte şehre girmişler ve onları fark eden halk alkışlamaya başlamış. Kral sesi duyunca koşarak sarayın merdivenlerinden inmiş ve kızını görünce mutluluktan havalara uçmuş.

Pamuk Prenses tüm olanları babasına anlatmış. Kraliçe, Pamuk Prenses’le karşılaşınca “Olamaz, yaşıyor olamazsın!” diye çığlık atmış. Babası, kraliçeye dönüp “Adı Pamuk Prenses olabilir; ama kızımın kalbi nasıl pamuk gibiyse, kendisi de pamuk bitkisi gibi zor koşullara dayanıklıdır.” demiş. Pamuk Prenses ve Kral, Kraliçe’nin akıl sağlığıyla ilgili problemlerinin çözülmesi için onu hastaneye kaldırmışlar.

Kral, Prens’e ve cücelere çok teşekkür etmiş, ne isterlerse yapacağını söylemiş. Prens, hiçbir şeye gerek olmadığını söylediği sırada, cüceler kendi aralarında konuşup söz istemişler. Prens olmasaydı Pamuk Prenses’i kurtaramayacaklarını, prensesin öldüğünü sandıklarını anlatmışlar. Bu nedenle, Kral’dan Andoria’daki herkesin ilk yardım eğitimi almasını sağlamasını istemişler.

Kral bu isteği zevkle kabul etmiş. Cüceler, Prens ve Pamuk Prenses, tüm ülke için ücretsiz ilk yardım eğitimi projesini hayata geçirmek için çalışmalara başlamışlar ve insanlara yardım ettikçe, çok ama çok mutlu olmuşlar.

ilkyardım

 

Rapunzel’i de merak ederseniz…

 

Yazı: Yeşer Sarıyıldız

Logo: Ender Diril

https://www.instagram.com/enderdiril

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir