Asya Yenizen-Şeytan'ın Son Ütücüsü

And The Oscar Goes To…

By  | 

Yazı: Asya Yenizen

Hayatın hangi alanında çok dürüstüz ki karsı cinsle ilişkimizde dürüst olabilelim?

İs görüşmesinde sallıyoruz ya; “en beğenmediğim yönüm çok mükemmeliyetçi olmam” diye, en beğenmediğimiz yönümüz belden sonra orantısızlaşan kıçımız olmasına rağmen.

Hani mağazalardaki satış görevlisine “ Ay gözüm aç benim bak bak doyamıyorum, hepsini alasım geliyor” diyemediğimiz için “Etek bakıyorum ben, genel öyle etek” diyiveriyoruz ya. Ya da beraberimizdeki herkes sürekli bok attığı için yalana yalana yediğimiz eti, “Evet ya, benimki de neredeyse yürüyüp gidecek, fazla kanlı” deyip göstermelik şekilde tabakta azıcık bırakıp yenilememiş izlenimi veriyoruz ya hani, öyleyse kim diyebilir ben ilişkimde çok dürüstüm diye?

“Ay canım ya, en sevdiğim renk hem dee” deyip, annemiz alsa kıyameti koparacağımız kazakları giymedik mi o aldı diye? Hatta yüzüne “ Kazak ne be kazak? Kazak diye hediye alır mı insan sevgilisine? Manasız herif! Klişe ol parfüm al, en azından koku erotik olsun hayvanat!” diyebildik mi?

O da bize “ Yavrum tüylü pelüş nesne sevmiyorum ben, bak evim buram buram cam, metal nesne… Neyime benim puro içen köpek pelüşü? Nereme sokayım?” dedi mi?

“Uykum geliyor romantik komedide, gel ekşınlı mekşınlı bir şeyler izleyelim be güzelim” diyor mu? Demez; diyemez.

Ama sonra ne oluyor ilişkide; oyunculuk yalama oluyor. Dizilerdeki gibi; ilk bölümler pek güzel, sinemasal, ama 4. bölümden sonra set şartlarının ağırlığı, kadronun maddi alacaklı olmasının getirdiği demotivasyon oyunculuk ve çekim kalitesini bozuyor.

Çok örnek gördüm.

Mesela; adam ve kadın lokantada; diyalog söyle;

-Aylin…

-Evet?

-Neyse boşver…

-Yo yo, söyle lütfen.

-Vazgeçtim.

-Neden? Söylersen üzülecek miyim?

-Zamanı değil simdi, unut gitsin…

-Bana bunu yapma ama?

-Neyi?

-Kafama soru işaretleri sokup kaçma.


Hoydabre pehlivaaaaan!!!!

Yıllardan sanki 87, Türk sineması sancılı dönem geçiriyor. Etraf bunalım filmlerden geçilmiyor. Konu yok, diyalog minimum, anlaşılamadığın kadar gişe yapıyorsun.

Bence yukarıdaki örnekte herif altı üstü, “Hesabı bölüşelim bizim primler yatmadı, gittiğimiz tatili de sadece 3 taksit yaptılar, şarabı da söyledin anamı ağlattın” diyecekti.

Kadın ama optimistse,  “Kesin konu evliliğe gelecek sıkıştırayım şunu” diye düşünüyor; pesimistse “Vallahi de billahi de yattı o 3. kattaki personel müdürü karıyla bu, itiraf ettirmezsem ben de Aylin değilim” diye kuruyor kafada.

Ne gerek? Nene gerek?

Bakın dürüst versiyona;

-Aylin…

-Evet?

-Bir şey diyeceğim ama yanlış anlamak yok.

-Haydaaa? Ne bakayım dudu dil? Merak ettim…

-Var ya, o ikinci sise şarabı söyledik ya, benim limit onu astı, sende para var mı? Ben Mart basına kadar tatil taksiti sebebiyle dardayım.

-Amaaan dert ettiğin bu olsun, bende de yok, sana saat aldım ya, o biraz göçertti. Bak simdi ama ben nasıl halledeceğim…

-Dur ya, sende de yoksa ben ayarlarım bir yerlerden…

-Garson! Bakar mısın? Ay bu şarap hiç ilki gibi değil, sirke olmuş bu? İçemedik biz bunu…

Alır mısın rica etsem? İstemiyoruz da yerine yenisini, midem mahvoldu. Hesabı alalım lütfen acilen…

-Yavrum benim be! Bir tanesin valla!!!

Hayat bu değil mi? Oscar ‘ı sevgiliye değil garsona karsı oynayarak almış olduk.

Bu lezzette erkek bulamayanlara sunu öneririm;

-Aylin…

-Evet?

-Neyse boşver

-İyi, boşverelim, siktir et..

-Hiç mi merak etmiyorsun?

-Ya meraktan… diye başlayan atasözü bile var, etmiyorum.

-Peki, söylemem o zaman.

-Hah şöyle! Bana söyleme, dön garsona iki orta kahve söyle…

Ne üzeceksiniz tatlı canınızı, sizi patlatacağına, içinde patlasın o!

Dürüstlük güzel şey; patavatsızlığa kaçmadıkça. İyi oynamak da bir şekil başarı getirir yatakta olmadıkça.

Aylık ahkâmımızın sonuna gelirken, nice tatlı eksi ilişkilere diyorum ve ekliyorum; ulan bir sise şarap bakkalda 15 lokantada 150 TL olsun, inanamıyorum ya…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir