baş tacı

Aşık Olamama Hali

By  | 

Aşık olamayan kadınların sesi bu.

Yazı: Zeynep Öz

Uzun süreli ilişkiden çıkmış kadınlar, tek geceliklerden sıkılmış kadınlar, yıllarca platonik bir aşkın peşinde harap olmuş kadınlar… Aşık olamayan kadınlar, nefesi boğazında düğümlenen kadınlardır. Bazı sabahlar uyanırsınız, gökyüzü daha mavidir gerçekten. Sokaklar meyve kokuyordur o gün. Bazen her şey, sanki o gün aşık olacakmışsınız gibi işbirliği etmiştir. Böyle başlayan bir günün ardından akşam gene yalnız uyuyorsunuzdur.

O gün belki de hayatınızda gördüğünüz en iyi adamla tanıştınız; ama olmadı. O gün eskilerden bir telefon geldi, hafif bir heyecan bastı, ama olmadı. O gün belki de uzun süredir planladığınız buluşmadan döndünüz, ama olmadı. O gece yatağa bir adamla girdiniz belki de; sabaha karşı su içmek için uyandığınızda ‘Ben n’apıyorum?’ dediniz kendinize. Olmadı.

Aşık olamayan kadınları kendilerinden başka kimse de anlamaz zaten. Bütün heyecanınızı bir erkeğe yöneltmişken, peçeteyi katlama şekli sizi deli etmiştir belki de. Ya da daha iyisine rastladınız. Ya da acı ama gerçek şekliyle hala eski sevgilinize aşıksınız. Bir insanı kayıtsız şartsız hayatınıza alamıyorsunuz. İki kişi olmanın ne demek olduğunu unuttunuz. Yalnızlık sizin için vazgeçilmesi mümkün olmayan, neden vazgeçeceğinizi bilmediğiniz bir şey. Paylaşmanın dayanılmaz hazzını unutmuşsunuz. Tahammül etmeyi unutmuşsunuz. Kusur ararken karşınızdakinde yıllarınız geçmiş; 19 yaşındaki deli ruh haliniz yok artık. Aşık olamıyorsunuz. Aynı zamanda size birilerinin aşık olmasına da izin vermiyorsunuz.

Dünyada kimsenin uğramayacağı bir delik bulsanız içine saklanırsınız. Bir erkekle başbaşa kalmışken bütün silahlarınız ateşlenmeye hazır. Bütün zırhlarınızı giymişsiniz. ‘Güçlüyüm; canımı yakamaz.’ diye düşünüyorsunuz ya hani; bütün bu ruh hali güçsüzlükten aslında. Aynı hataları tekrar eder miyim diye kafayı yiyorsunuz. Bazı geceler kanepede uyuyakalıp, üstünüzü örten olmadığı için bel ağrıları çekiyorsunuz. Bel ağrıları, canınızı yakan bir sessizlik. Bel ağrıları, gözlerinizi nemlendiren bir yalnızlık belirtisi.

Böyle kadınlardan nefret ederdim; ta ki neden onların hissettiklerini ben de hissediyorum diyene kadar.

Ne yapsak, bilemiyorum.  Kırmızı bir mum yakalım mesela. Bütün o kaskatı ruh halinden kurtulduğumuzda da söndürelim. Silahlarımızı çöpe atalım. Zırhlarımızı çıkaralım. Sakalının yamukluğuna, konuşurken sesinin incelmesine takmayalım mesela. Kabullenip, sevmeye çalışalım. Yoksa kanepede uyuyakalıp, bel ağrılarında hüzünlenen kadınlar olmaya devam edeceğiz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir