baş tacı

Aşk Biraz Yuvarlak

By  | 

İki bağımsız insanın, başka birilerine bağlanma zamanı geldiğinde, yaşanmakta olan her şey doğruluğunu yitirir.

Yazı: Derya Güzel

derya.guzel@madambrownie.com

Yasak ilişki diye bir şey yoktur. Yasak sıfatıyla pekiştirmeyi tercih ettiğiniz o şey, bireylerin özgürlüğünde çoğalır. Sevişerek.

Hayatınızdaki doğruları ve yanlışları siz belirlersiniz; ta ki başkalarının doğrularına zarar vermediği sürece. Doğum ve ölüm gibi tıpkı olayların başlangıçları ve sonuçları sizi aşabilir. Olayların etkileri, içinde bulunan yaşanmışlıklar arttıkça etkilerini büyüterek başka insanları alır çemberlerinin içerisine. Artık o boyuta varıldığında saklılığın çözüm olmayacağının çelişkisini yaşayıp durursunuz.

Altay Öktem demişti, “O yüzden aşk, en az üç kişiliktir.” diye.

Diğerine rağmen, berikini sevebilmektir. Mümkünlüğün yaratıldığı, seçimlerin konuştuğu; aslında sadece bir ispatlama güdüsüne dayalı olan. *

Oysa sohbet eden iki kişi, diğerinden habersiz, bir sevişmenin içinde bulabilir kendini pek doğal. Bazense bir cinayet, tek bir zihin gerektirir. Ne yana dönseniz arkanızda kendi zihninizin yansıması, bir baba otoritesiyle vurmak için hazır. *

Yani olay aslında tek kişiliktir. Bir vücutta durur. Tohumdur. Can bulmayı başardığında ise aşk olur. Yanına bir sandalye çeker ve konuşmaya başlar. Hazırda oynayan bir filmin üzerine dublaj yapar. Birden fazlasınızdır.

Sesler diğerine ulaştığında ise, cinayet olur. Ölür ya da öldürür.

Yani sokak ortasında kuru ve titrek dudaklarını öpemeyeceğiniz biriyle, duvarların şahit yazıldığı tek gözlü odalarda hikâyelere başrol oyuncusu olabilirsiniz.

Yani karanlık bir sinema salonuna tek kişi girip koltuklar altında elleriniz diğerlerine ulaşabilir. Işıklar açıldığında sanki hiçbir şey yokmuş gibi, soğukkanlı, biraz da ürkek davranabilirsiniz. Aşk, diğerinden bağımsız, ötekini hiçbir zaman umursamak istemedi.

Yani aşkın adı yok.

Yani…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir