Anasayfa

Bir Susarsak!

By  | 

Savaş’ın kıyısında, sivil ölümler içerisinde, kocaman bir karanlığa istemeden koşturuluyoruz. Nereye gittiğimizi görmeden bir takım sabahlara kuşku içinde ve tedirgin uyanıyoruz.

Metrodan kaçıp, alt geçitlerden hızla geçip, mümkünse konsolosluklardan uzak durup, elimizdeki telefondan sürekli haber güncelleyip olası patlamalardan korkarak eve sağ salim varmaya çalışıyoruz.

Güven kelimesinin anlamını unutalı çok oldu.

Empatiden kaçmak istiyoruz. Çünkü dayanılmaz oluyor bazen empati.

“Cenazemizi vermiyorlar” cümlesinde yüklü acılara empati yapmaya kalkma, dayanılmıyor.

Bir iktidarın hırsı uğruna ölüp giden yüzlere bakıp da “daha belki de aşkı bile yaşayamadı buncağızım” diye düşünme, “eline kız eli değdi mi hiç acaba?” deme, “tam annesine babasına yoldaş olacak yaştaymış” diye aklına getirme, o zaman yaşanılmıyor.

“Kim yalancı?” diye sormayı bırakalı çok oldu, çünkü herkes yalancı. Biz bile yaşamak için yalan söylüyoruz kendimize, uğruna yaşanacak şeyler uyduruyoruz. Yoksa bunca dram içinde nefes almak kalbi tertemiz insanın yapabileceği iş değil.

Bir romanın içinde gibiyiz; sonu iyi biter umudu ile binlerce satırın acısını kelime kelime çekiyoruz.

Bunca hengame içinde, “daha fazla da canım yanmaz herhalde” dediğimiz an, biri çıkıp bir laf ediyor.

Akan kan kadar can yakıyor.

Dün çıktı adam koca mecliste dedi ki “Sen bir kadın olarak sus”

Lan gönlümüze zincir vurup adını namus koymuşsunuz,

biraz da erkekler ölsün

 

üstümüze kapılar kilitleyip 13’ündeyken daha sakallı dedelere peşkeş çekmişsiniz,

öldürüldüğümüzde bir bardak bira yüzünden mazur görmüşsünüz, tecavüzde önce hep rızamıza inanmışsınız,

mahkemelerde ağlaya bağıra “valla ben istemedim” deme utancına gömmüşsünüz,

bebemizi memeden kesip işlere dönmüşüz erkenden ağlayarak yine de yaranamamışız,

karnımız burnumuzdayken bile o iş yerlerine, fabrikalara doluşmuşuz,

biz doğurmuşuz biz bakmışız, biz doğurmuşuz anamız bakmış, bakıcılar bakmış ama devletin aklına “çalışan kadının çocuğuna kim bakacak?” sözü hiç gelmemiş de ancak “tecavüz sonucu gebe kalırsan doğurmak zorundasın biz bakarız” diyebilmiş.

Aerin-just-born

Lan bu devlet hiç doğum sancısı çekmemiş, kemikleri kırılıyor sanmamış, bu devlet tacize maruz kalmış, tecavüze uğramamış, kimse bunlara “senin yüzünden” dememiş, yavrusunun boynunu koklayıp evden uğurlamamış, kokusu burnundan gitmeden ölüm haberi almamış, bu devlet dilini konuşamamak ne demek anlamamış, dağa giden evlada gitme diyemeyen ananın derdini çözememiş, özgür olmak hissini kendi bilmiş ama hayatında kimselere özgürlüğünü vermemiş, bu devlet hiç gözünde yaşla dizini dövmemiş;

LAN BU DEVLET HEP ERKEKMİŞ!

Şimdi çıkmış kadın olarak sus diyor, bir susarsak sessizliğimizde boğulursun efendi!

Kadınsak bil ki senin bizi evermeye kalktığın yaştan beri kana değiyor elimiz, kendi kanımıza. Kan tutmaz bizi. Biz ki damlayla verilen özgürlükle bile hayatta kalmayı başarmışız, biz ki yetiştirdiğimiz oğullarla anılmamıza rağmen kızlarımızı yaşatmayı becermişiz, biz zaten savaşmayı doğduğumuz gün öğrenmişiz.

kadın gerillalar

 

İstersen çarşaflara mahkum et, istersen hapislere, dilersen evden çıkarma, ağzımızı dik, dilimizi kes,

doğa dediğin bizden başlar, hayat elimizdedir.

Bize değer vereceksin, vermek zorundasın, saygı duyacaksın, duymak zorundasın.

kadın eylem

Yoksa,

kuruturuz rahimlerimizi, böyle olacaksa insanlık, kurusun soyun sopun daha iyidir.

Hayat içimizdedir, öfke aklımızda, cesaret yüreğimizde, direniş bileğimizde.

Kadınsak, kork ulan kadınlığımızdan!

Şimdi bir erkek gibi yeniden kameralara ağla…

 

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir