Takipte

PARTİ – Centilmen ve Günahkar

By  | 

Röportaj: Yeşer Sarıyıldız

Son günlerde onlara sıkça denk geliyoruz. Grunge-alternatif rock tadındaki albümleri ile modern dünyadaki insan ilişkileri ve kalıplaşmış inançları sorgularlarken iyi bir başlangıç yaptıklarını görmek zor değil…

Öncelikle albümün oldukça ilginç bir ismi var; “Centilmen ve Günahkar”.  Albümü dinlemeden bile ilgisini çözmeye çalışıyor insan. İlgi çekiciliğinin dışında bu ismi seçme sebebiniz neydi? Nasıl bir bağlantı var centilmen ve günahkar arasında?

“Parti” ismi altında karanlık ve gerçekçi bir müzik yapıyoruz. Albümümüzün ismi de, ismimiz ve tarzımız arasındaki karşıtlığı veya ikilemi barındıran bir isim olsun istedik. Aynı zamanda albümün açılış parçası “Mahşer” in sözleri arasında yer alıyor.

Grup içinde bir ayrım olmadığını biliyoruz; ama dışarıdan hep solist ön planda gözükür. Grubun

temelleri enstrümanlarla atılır genelde. Solist daha sonradan dahil olur gruba ve beste de yapıyorsa

isteyerek olmasa da öne çıkar. Sizde durum nasıl? Parti olarak mı yoksa tek tek kendi isimlerinizle

anılmak/tanınmak mı istiyorsunuz?

Solist, pozisyonu gereği (özellikle rock gruplarında) genelde biraz daha göz önündedir. Bizde de aynı durum söz konusu olmuş olabilir. Fakat özellikle sahne performansı söz konusu olduğu zaman grup olarak ön plana çıktığımızı düşünüyoruz. Bununla beraber tek tek isim olarak değil, grup olarak bilinmek isteriz. Birlikte müzik yapmaktan, grup olmaktan mutluyuz.

Yazlık barlarda güncel parçaları coverlayarak başladınız ve 3 sene sonra kendi parçalarınızı yapmaya karar verdiniz. Peki bu karar verme süreci nasıl oldu? Gruba Erkan Erten’in katılmasıyla mı ilgili yoksa grubun tarzının olgunlaşmasıyla mı daha çok?

Kendiliğinden gelişen bir süreç diyebiliriz. Bir süre sonra başkalarının parçalarını çalmaktan sıkılabiliyorsun. Beste yapma potansiyeline de sahip olunca bunu değerlendirmek istedik.

Albümdeki tüm albümlerin besteleri Erkan Erten’e ait gördüğüm kadarıyla. Peki Erkan Parti’den önce de beste yapıyor muydu?

ERKAN: Evet. Çok azimli olmasa da küçük yaşlardan itibaren beste çalışmalarım vardı. Fakat kafamdaki müziğin davullarını Emrah, baslarını da hep Taner çalıyordu. Hal böyle olunca, bestelerin de “Parti” adı altında vücut bulması kaçınılmaz oldu.

Albümdeki parçalar 90ların Amerikan rock müziğini hatırlatıyor. 90ların lise yıllarınıza denk geldiğini tahmin ediyorum. Lise yılları, rock müzikle tanışma, başlama yaşı gibidir çoğunlukla. Bu dönemin etkisinde kaldınız mı albümü hazırlarken? Dinlediğiniz grupları da soralım yeri gelmişken…

Dinlediğimiz ve etkilendiğimiz grupların müziğimize muhakkak bir etkisi oldu. Ayrıca ’90 lar müzik tarihi olarak oldukça ihtişamlı bir dönemdi. Metallica, Guns’n Roses gibi dev gruplar en görkemli albümlerini çıkarttılar ve en parlak dönemlerini o yıllarda yaşadılar, Kurt Cobain Nirvana ile beraber rock müziğin çehrini değiştirdi, akabinde Pearl Jam, Soundgarden gibi gruplarla gelen “grunch” akımı… müzikal olarak beslenmeye oldukça müsait yıllardı. Biz de bu doğrultuda dinlediğimiz ve etkilendiğimiz müziğin yelpazesini hep geniş tutmaya çalıştık.

Balıkesir’den çıkan ilk rock grubusunuz ve duyduğumuz kadarıyla albüm hazırlıkları sırasında tamamen Balıkesirlilerle çalışmışsınız. Bu özel bir seçim miydi? Balıkesir’den çıkan ilk rock grubu olarak anılmak tamamen planınız dışında bir şey mi oldu yoksa? Eğer planınız dahilindeyse, grubunuzu Balıkesir’le ilişkilendirmenin, yani “Balıkesirli rock grubu” olarak tanınmanın sağladığı avantajlar var mı?

Zaten albüm çıkartma fikri müziğimizi sevenlerle birlikte İstanbul’da müzik piyasasındaki dostlarımızdan gelmişti. Başlangıçta her aşamada hemşerilerimizle çalışma fikri yoktu. Ama süreç ilerledikçe çıkan aksaklıklarda ilk destek çıkanlar sağ olsunlar yine onlar oldu. Biz de başka kapıları çalma gereği duymadık. Balıkesir’den çıkan ilk rock grubu olmak bir şeyleri başarmak, yapılabildiğini göstermek ve geriden gelenlere yol açmak adına açıkçası sahip olmak istediğimiz bir sıfattı. Bunun yanında Balıkesir’den veya başka bir şehirden müzik piyasasına giriş yapmanın herhangi bir avantaj ya da dezavantajı olmadığını düşünüyoruz. Önemli olan müziğin iyi olması.

Albümünüzün prodüksiyonunu kendiniz üstlenmişsiniz. Bu ciddi bir sorumluluk olduğu kadar aynı zamanda da bir risk. İnternetin yaygınlaşmasıyla albüm satışları ciddi bir sekteye uğradı bildiğiniz gibi. Radiohead’in geçtiğimiz yıllarda In Rainbows albümünü internetten dinleyicinin seçtiği fiyattan satmasıyla yeni bir furya başladı. Birçok grup albümünü internetten ücretsiz olarak yayınlamaya başlarken sizin bu riski alıp albümü müzik marketlerde satışa sunmanızın ardındaki düşünce nedir?

Albümün prodüksiyonunu bizle beraber Sunay ERSOY üstlendi ve dış etmenlerden etkilenmeden, kafamızı sadece müziğimize yormamız için yoğun çaba harcadı. Onun sayesinde biz de bu sorumluluğun altına girmekten korkmadık. İnternetten albüm yayınlamaya gelince; albüm basıp bunu müzik marketlere dağıtmaya çalışmaktan daha pratik gözükebilir. Ancak en azından yeni çıkış yapan bir grup açısından bildiğimiz formatta albüm yayınlamanın dikkate alınma konusunda daha faydalı olduğunu düşünüyoruz. Bir nevi “bakın; her şeye rağmen biz bunu yapmayı başardık” durumu. Bu bizim ilk albümümüz. Elimizde tutabilmemiz gerekiyordu . : )

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir