Ayça Tandır - Evli Kafası

Evli Kafası

By  | 

Evli kafası bir med cezir hali, bir paradoks, bir “içine girmeyenin anlayamadığı” haldir. Evli olmayanların, asla evlenmek istemeyenlerin, evlenmeyi düşünüp de emin olamayanların, henüz yeni evlenmiş olup da “n’oluyoruz lan?” durumunu aşamamış olanların kafasında trilyar soru olduğunun farkındayız

Yazı: Ayça Tandır

Evli kafası bir med cezir hali, bir paradoks, bir “içine girmeyenin anlayamadığı” haldir. Evli olmayanların, asla evlenmek istemeyenlerin, evlenmeyi düşünüp de emin olamayanların, henüz yeni evlenmiş olup da “n’oluyoruz lan?” durumunu aşamamış olanların kafasında trilyar soru olduğunun farkındayız. Buradan ömrümüz yettiğince bu soru ve sorunlara yanıt vermeye çalışacağız.

“Evlilik kurumu çok da büyütülecek bir şey değil, geçinemezsen boşanırsın” cılara değil ahkamlarımız; “bindik bir alamete, inmeyiz varmadan kıyamete”cilere.

Çünkü evli kafası malum; evlilik sürdüğü sürece devam eder.

Yağmurlu bir günde, ayaklar yorgunluktan ağrırken, iş yerinde kafa patlamışken, mide açlıktan guruldarken; evin kapısında anahtar döndüğü an; içeriden yemek kokuları, müzik sesi geldiğinde evlilik dünyanın en gerekli kurumudur. Birer bira açıp battaniye altında film izlerken; sevişebilmek için filmin gidişatına, karşı tarafın girişkenliğine, içine giydiğin kilotun rengine bağlı kalmamak özgürlüğüdür.

Hafta sonu planlarına kafadan +1 ile başlama rahatlığıdır. Tatil için arkadaş aramak zorunda kalmamaktır. Sıkılırken bile iki kişilik sıkılabilmek ve sıkıntıyı ikiye bölüp dağıtabilmektir.

Eve giderken ekmek almayı unuttuğunda, arkandan gelen ve ekmek isteyebileceğin biri olduğunu bilmenin güvenidir.

Aniden duygusallaşabilme, aniden yılışabilme, aniden gülüşebilme rahatlığıdır.

Yaşlılıktan korkmama, hormonlarla barışma halidir.

Şeytanın avukatına günde bin kere siktiri çekme durumudur aynı zamanda.

Der ki şeytanın avukatı; “Şuradaki gencecik cıvır dört dönüyor etrafında, sen böylesini gördün mü bunca yıl ha?Şimdi anca uzaktan mahcup gülümse ve gözlerini kaçır, müstehak çünkü sana”

Sonra dürter habire; “Ya kardeşim sen bir gün kafana göre atlayıp arabaya sorgusuz sualsiz uzaklara süremeyecek misin?”

Gider eve giriş çıkış saatine takar kafayı “Şimdi uykun kaçmış olabilir, o yorganı çekmiş kafaya uyuyorken nereye gideceksin akıllım şu saatte kalkıp giyinip?”

Aynaya bakıp da çizgileri gördüğünde; sanki o çizgiler kendiliğinden olmamış gibi, hain çizginin hiç suçu yokmuş gibi, boku üzerine atabileceğin bir kurumdur evlilik.

Dünyanın en abes münazaralarının yaşandığı kürsüdür bir nevi. Bulaşık deterjanı markasından, katı meyve presinde kuruyan havuç parçalarına kadar her şey tartışılabilirdir.

Ama sonra, o şeytanın avukatına dönüp dersin ki; “birader gencecik cıvır bak duvarlarda sekiyor tuvalete ulaşabilmek için; beni en azından taşıyacak biri var.”

“Atlasam arabaya uzaklara gitsem neticede niha-i hedef aşkı bulmaksa, evde zaten bir tane var” “Uykum kaçtıysa da, ne giyinip ayazda kendimi dışarılara vurayım, iki öpücükle uyandırmak daha az zahmetli değil mi ki?”

Açarsın yorganı, tanıdık bir sıcaklığa uzanır, gömersin boynunu huzurun kokusuna. Şükür dersin, bunu da bulamayanlar var.

Evlilik güzeldir her şey gibi dozunda kullanırsan.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir