baş tacı

FNO “gittim, dönücem!” diyemeden bitti.

By  | 

Geceyi bulmuşuz, güzel havayı bulmuşuz, panayır misali sokakları, heyecanla sokaklarda koşuşan alışveriş sevdalılarını, podyuma çıkacak özveriyle takmış takıştırmış moda aşıklarını bulmuşuz, daha neyin bahanesini arayalım?

Yazı: Madam Brownie

“Gece” ve “alışveriş” kelimeleri yanyana gelince içimizde bir kıpırtı bir tıkırtı halleniyordu; bekledik bekledik sonunda kendimizi sokaklara vurduk 15 Eylül akşamı. Bahanemiz çoktu, olmasa da üretirdik. Geceyi bulmuşuz, güzel havayı bulmuşuz, panayır misali sokakları, heyecanla sokaklarda koşuşan alışveriş sevdalılarını, podyuma çıkacak özveriyle takmış takıştırmış moda aşıklarını bulmuşuz, daha neyin bahanesini arayalım? Saatlerimizi ayarlayıp, biraz ısındıktan sonra 3 koldan sokaklara dağıldık.

İstinye’den bildirelim hemen önce. Kesinlikle alışverişin kokusunu alabiliyorduk. Kalabalıkta araya kaynamayalım istedik, bunun için savaş da verdik. Yeri geldi boyun büktük uzun bacaklı kızlara, yeri geldi güldük geçtik olmamış kombinasyonlara.
Adidas’a uğrayalım dedik, biraz güzel müzik dinledik ve “i’m fashionable” dövimizi edinmeden de ayrılmadık. Bir ara Twist mağazasının önünden geçecek olduk ama süperstar afetiyle karşılaştık. Teknosa’nın elektronik atıklardan yapılmış tasarımlarına şaşırıp kaldık. Gecenin en tatlı ayrıntılarından biri Giysemmi kızlarıydı. Ortada salınıp duran kağıt bebekler keyfimizi yerine getirdi. Tüm gece onu mu giysem bunu mu giysem diye kararsızlık yaşarken FNO halkından da büyük destek gördüler, bol bol da alışveriş yaptılar. Benetton’da mı görmedik kendilerini Vogue standında mı? Vallahi onlarla karşılaşmaktan biz yorulduk. Bir yandan da kağıt bebek olamadığımıza yanmadık da değil.

Nişantaşı da İstinye’yi aratmayacak derecede canlıydı ama açık alan etkinlikleri İstinye’ye göre daha zayıftı. Nişantaşı güruhu gecenin “alışveriş” kısmına fazlaca odaklanmıştı diyelim kurtaralım kendimizi. Genç hanımlar, fashionable beyler gözlerimizi kamaştırdı; moda yarışına çok girişmeden yakamızı kurtarıp etrafı kolaçan etme derdine düştük hemen.  Bizim  şu kağıt bebek Giysemmi kızlarını gördüğümüz hareketli Benetton vitrinleri burada da karşımıza çıktı, bir kez daha durup şöyle bir izledik. Brandroom’a uğramadan etmeyelim dedik, ayrılırken mendilimizi de bırakmayı ihmal etmedik.

Kısa ama etkili bir tek geceydi, kısa bir zamanda tekrar görüşmeyi diledik ve indirim deryasında kaybolmak için yola devam ettik. Chanel’in şampanya kadehlerine uğrayıp soluğu Hardal’da aldık. Modaydı tasarımdı derken karınlar acıktı tabi. Açlık bize göre değil hele ki alışveriş sonrası açlığı bünyeye orman kanunlarıyla hükmetmeyi görev bilmişken, karnımızı doyuralım, insan olalım dedik.
Bağdat Caddesi’nin kalabalığı ise şaşırtıcıydı. Mağazaların iç içeliği, aradaki kısa mesafe yüzünden bir müzik kaosunun içerisinde debelendik durduk. Yine de Vogue standı oldukça coşkuluydu. Penti’nin küçük sürprizleri ile karşılaştık, pek mutlu olduk.

FNO için yapmış olduğu el emeği göz nuru tasarım çoraplara da hayran kaldık. Neyse ki satışı hala devam ediyor, gördükçe alasımız düzine düzine dağıtasımız geliyor. Biz Penti’de kendimizi kaybede duralım saatler 11′i göstermişti ama trafik hala kilit haldeydi.

Kış gecelerimizi canlandırmak için Beymen’deki renkli çantalara göz attık, renk kararı verememekten öleceğiz sandık ama korkulan olmadı. İndirimimizi alıp çıktık.
Kaç mağaza geçtik, kaç güzel kadına dudak büktük içlendik, kaç kadeh ikram içki tükettik ve kaç tane indirim fırsatı yakaladık sayamadan gece bitti. Bize kalan bol fırsatlı alışveriş sonrası uzanıp sabah kahvemizi içmek oldu. Sokakların dolup taştığı, bahane üretmeden elele verip alışveriş yapabildiğimiz bu gecelerden hep olsun daha fazla olsun istiyoruz!
Bir sonraki Fno’yu daha büyük beklentilerle ve heyecanla bekliyoruz. İnanıyoruz ki daha hızlı ve kıvrak olursak belki daha fazla indirim bile görebiliriz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir