baş tacı

“Hadi Aras’ın Domatesli Pilavı’na”

By  | 

“Eğer Virginia Woolf yaşasaydı Yıldız Tilbe’yi de koluna takar ve “Hadi Aras’ın Domatesli Pilavı’na” derdi.”

Röportaj: Madam Brownie

Son dönemin en çok konuşulan oyunlarından biri olan ve “Ensest”i merkezine alan “Ağustos’ta Karla Dans” ile çok konuşulan, tartışılan performans sanatçısı Arascan Dönmez ile hem 30 Nisan’da son kez sahnelecek olan “Ağustos’ta Karla Dans”ı hem de yeni performansı “Hadi Gel Domatesli Pilav Yapalım”ı konuştuk.


Önce iki kişi olarak düşündü ama kafasına yatan birini bulamayınca vazgeçti… Hayatına giren kadınların hegomanyası mı yoksa onun bencilliği mi? Neydi her seferinde o aşkları bitiren? Ve eksik neydi? Domates mi, pirinç mi? Sorduk.

Sahnede vücudu ve hünerleri konusunda sağlam bir erkek. Mutfakta pilav yapıyor? Kadınlar bayılacak bu işe?

Bayılacakları pilavın tadı mı olacak yoksa benim görüntüm mü? İkincisini tercih ederim. Gerçekten bayılan olursa pilavla ayıltmayı düşünüyorum. Şaka şaka. Çok kızacaklar. Kendileriyle ilgili duymak istemeyecekleri şeyleri duyacaklar. Onlar yüzünden başıma gelen ne varsa anlatıyorum. İlk performansın bitmesini istemiyordu bu yüzden kadın seyirci. Orada baba-oğul ilişkisi üzerine sert bir sorgulama vardı ama sıra şimdi kadınlara geldi. Pilavla testteler valla… Bilmiyorum artık.

Neye cevap arayacak performans?

“Aşk ne için var?” sorusuna. Aşk’ı çok kızdırdık, o kadar küstürdük ki kendimize hiçbirimize uğramaz oldu. Hepimiz aşksızlıktan şikâyetçiyiz. Aşk amaç mı, araç mı ve ne için var ya da yok, sormaz, sorgulamaz olduk. Her şey akışında olmalı ayaklarındayız aşk söz konusu oldu mu ama akışında olan başka şeyler ak değil, bilmem anlatabiliyor muyum?

Domatesli Pilav niye?

Çünkü yapılışı bu performansta aşkı tanımlama şeklimde bir omurga oluşturuyor. Performansın sonunda kopuyor olay. Millet ya hadi gidelim domatesli pilav yapıp yiyelim diyecek ya da domatesli pilav gördü mü tiksinecek. Bunu göze alıp ta gelsinler oyuna.

İlk performansta kendi yaşadıklarından yola çıkarak sahneye taşıdığın “Ağustos’ta Karla Dans” ile ilgili olarak bayağı ayaklanan oldu. Şimdi de hayatınıza giren kadınlar ayaklanmasınlar sakın bu performansla ilgili?

Onu hayatıma girmeden önce düşüneceklerdi. İğrenç kadınlar vermiyorum ki hiçbirini. Sadece geriye dönüp baktığımda hatırladıklarım, ben çok toymuşum oynamışlar benimle diyorum. Ama aslında ben de güzel oynatmışım diye bakıyorum farkında olarak ya da olmayarak. Oyunun bittiği yer bu performans. Gelmeliler mutlaka ve görmeliler…

Aşk ne için var gerçekten?

Birileri için yeter artık yine aynı cümleler dedirtebilir ama ben daha
önce de söyledim. Aşk benim için bir kadının ve erkeğin çok üstünde ve
duyguların ne dişisi ne de erkeği var işte o kadar. “Aşk kim için var?”ın cevabı her zaman “bir erkek-bir kadın” olacaktır tek ağızdan. Ama “aşk ne için var ” dersek durum bayağı değişir. Kuldan Tanrı’ya giden aşk, anadan evlada giden aşk, gezginden evrene giden aşk, öğretmenden öğrenciye giden aşk ya da felsefecinin felsefe edebiyatçının edebiyat aşkı.. Ya da ya da aşkın kendine duyulan aşk hatta kişinin kendine duyduğu aşk…Performans kimsenin aklına gelmeyecek bir aşkı gündeme getirecek olmasıyla iddialı zaten, finali için bir kere daha gelenler olacak mutlaka.

Ağustosta Karla Dans a 20 kere gelenler olmuştu?

Evet ama o kendini bir yere bağlamayan her seferinde bir yere varan ama tamamlamayan bir işti. Burada bir bağlama var, seyirci doğru okursa. Ağustosta Karla Dans seyircisini düşüncede ve duyguda çok yaran bir performanstı. Domatesliye insanlar bir kere daha gelecek olurlarsa bu bir keyfi tekrar yaşamak isteyecekleri için olacaktır.

Seyirci ne beklemeli Domatesli Pilav’dan?

Kendi bencilliklerini, kibilerini, kaprislerini, adi ve zayıf yanlarını da yanlarında getirebilirlerse ve aşkı her keresinde bunlarla nasıl vurduklarını hatırlarlarsa ne beklememeliler bunu buluruz. Zıttı da bekledikleri olur.

Yarı çıplak bir adam mutfakta pilav yapıyor ve kadınlar için düşünülen Biscolata erkeklerinden sonra bu kez sahne bir pilav erkeği mi sunuyor onlara?

Aslında kadınların elinde pilav olmuş bir erkek sunuyor ama…

Performansın bir satış politikası üzerinden verilecek cevabı çok tabiği bu olabilir ama bu aynı zamanda çok da bayağılaştırır beni. Vücudumdan fazlasıyım. Ben meseleleri olan bir adamım ve ilk performansta bitmiş gitmiş bir meseleyi sanat eserine dönüştürmüştüm. Ensesti kimsenin yüklenemeyeceği bir şekilde yüklenerek 55 hafta sırtımda taşıdım. Şimdi ise hala devam eden bir meseleyi taşıyorum. Bu performansla bu da temizlenecek. Sanırım pilav yaparken aşık olacağım.

Nasıl yani?

Aşkzede bir herif olarak sahnede ter dökerken birisi çıkıp acır halime herhalde. İşi ehline bırak sen iyisi mi aşık olmaya devam eder der herhalde.

Performansla ilgili açık verdin istemeden? Aşık olmaktan vazgeçip pilav mı yapıyor karakter?

Onun gibi birşey. Kafası takık bu pilav işine. En iyi yapana kadar uğraşıp duruyor. Bir domatesli pilav yaparım/yapamam savaşının ortasında kalıyor ve bir yıl geçiyor. 14 Şubat Sevgililer Günü artık bu işi sonuçlandıracak. Bakalım ne kadar başarılı olacak?

“Ben aşksızlıktan, cinsiyetsizlikten ve siyasetsizlikten yanayım” demiştin. Seni tanımlamak neden bu kadar zor?

Kendi tepemde dikilmiş kendimi izlerken ve hayatın her gün yeniden getirdiklerine bakıp ona göre bir oyunu devam ettirirken net bir şey söylemek o kadar zor ki…Beni hiçbir kalıba sokamamak insanları deli ediyor. İlla birşey olmalı. Ben sanatçıyım kardeşim bu yetmiyor mu? Bu yetmeli ama mesele erkek/kadın meselesi ise sapına kadar erkeğim. Fiziksel olarak ve işlevsel olarak da ama duygularda neredesin dersen, “sus” derim “beni de konuşturma” çünkü oyunda çok kullandığım bir kelime ile “senin ülken” bu cevabı yorumlayamaz, anlamlandıramaz. Sadece öfkelenir ve öfkelendirir. Keskin sirke de küpüne zarardır, gerek yok.

Çok iddialı o “ülke” kelimesi de. Oyunda çok sık geçiyor hakikaten?

Bir imaj tasarımı var burada artık. Soyut kavramları, fiziksel tecrübelerimizle kavramayı sağlayan bir mekanizmadan bahsediyorum yani. Yani “ülke” ile bir şeyi somutluyor metin. Böyle bir aktarımda soyut duygu ve düşünceler taşıdığı moral değerlerine ve genel algıya bağlı kalarak aşağı-yukarı, içeri-dışarı, ön-arka gibi çevresel yönelimlere bağlı olarak gerçekleşir. Seyirci ne anlayacak bilemem ki.

Senin anladığın ne?

Söylemek istemem. Pilavın rengi iyi olsa da tadı kaçar.

Kimler gelmeli bu performansa?

Tüm aşkzede erkekler ve aşktan nasibini almak isteyenler kadınlar. Başta da benim kadınlarım gelmeli…

Performansta “benim kadınlarım” diye bir bölüm var. Bir sürü yıldız isim var o bölümde?

Evet Virginia Woolf’tan, Yıldız Tilbe’ye alakalı alakasız bir sürü kadın ama hepsi de benim kadınlarım. Onar da gelsinler… Eğer Virginia Woolf yaşıyor olsaydı Yıldız Tilbe’yi de koluna takar ve “Hadi Aras’ın Dometesli Pilavı’na” derdi. Buna duyduğum şüphe yüzde sıfır.

Arascan Dönmez’in 30 Nisan’da son kez sahneleyeceği “Ağustos’ta Karla Dans” Şermola Performans Sahnesi’nde. Yeni oyunu “Hadi Gel Domatesli Pilav Yapalım” ise Haziran’da sahnede olacak.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir