Ayşen Aksakal-İtinayla Ahkam Kesilir

Hey Gidi 35!

By  | 
 Selam 35 yaşım;
 Daha oturacaktık, karpuz kesecektik, uzun uzun sohbet edip, istemediğimiz her anı kısa kesecektik.
 Bundan 20 yıl önce, 18 yıl önce, 15 yıl önce, 12, 10, 8, 5, 3 yıl önce ve geçen yıl ve hatta 6 ay önce kendime verdiğim “35’im geçmeden bir gün kesinlikle…” diye başlayan sözler vardı.
 Seninle işimiz çoktu, muhabbetimiz de birikmişti bir yandan da toparlanmak, gereksiz şeylerden kurtulmak yani bir sonbahar temizliği, kışa hazırlık olayımız vardı.
yaş 35
 Sen beni şımartmak için gelmiştin ne tez unuttun?
 Sen uğruna şiirler yazılan yaş, senin işin, bana ertelemeye basılacak tuşun artık çalışmadığını anlatmak değil miydi? Yüzüme kremler sürdürüp, paraya kıyıp masajlara gönderip, hayatta olmadığı gibi kuaför koltuklarına oturtacaktın hani beni?  Hani ben senden bahsederken yandan gülümseyerek “ah çok sağol evet herkes diyor hiç göstermiyormuşum ama ben yaşımı seviyorum.” diyecektim?
 Başladığım ve 30, 40 ve 60. sayfalarında yarım bıraktığım şu 3 romanı da kapanıp bitirmek için müthiş bir yaştın oysa. Senin olayın beni hayata konsantre etmek değil miydi?
 “Ay şimdi evdekilerin yüreğine iner” diye bıraktığım sahneyi, çekmediğim filmi, gitmediğim ülkeyi, içmediğim son kadehi, haykırmadığım her isteği, içimdeki tüm ukteleri sığdırabilecektim hani? Söz vermiştin de gümbür gümbür geliyordun güya, öyle kutlamıştık
 Çok erken kalkıyorsun sofradan be gülüm, daha ben ikinci kadehe bile varmadık gibi hissediyorum. Bak daha ayağını altına alıp oturacak kadar bile uzun durmamışsın.
 Hiç sormuyorsun bakıyorum? Belki de ben hazır değilim geldiğin gibi gitmene.
 Yine de hakkını yemeyeyim; öyle çok kardeşçe olmasa da kafama vura vura öğrettiklerin var.
 Mesela, zaten zorunluluklara mahkum şu hayatta, senin de gidişinle beraber, iyi hissettirmeyen her an, her şey, her yer ve herkesten artık uzak durmalıyım.
 Çünkü kalan her saniye iyi hissetsem bile sanki hayata aç gideceğim gibi bir his var içimde
 Yapamadığım her şeyi sana sığdırmaya çalıştım panikle. Yattığım 20 yılın bedelini sen tek başına nasıl ödeyesin oysa?
 Yani n’apıyoruz; nefes alıyoruz, planlar yapıyoruz: gerçekçi planlar. Uktelere de izin veriyorum. Bağzı şeyler de ukte olarak kalıversin. Her şey de sığmıyor demek ki bir hayata.
 Ama bebek adımlarına gerek yok, fizibiliteler yapacak vakit kalmadı, dene ve yanıl metoduna dönmeli, hızla denemeli, bolca yanılmalı.
 Zaten hayat da sağ olsun, yanılma anlarında karşımda görmeye korktuğum insanları eledi zamanla.
 “Elindekine şükret, haline şükret” ler de az geri dursun. Hiç bir devrim; yetinenler ile gerçekleşmedi.
  Ve ben kader ve şükrandansa, emek ve devrime inanıyorum yıllardır.
yolun yarısı
  Hiç bir seneyi yalnız geçirmedim, hiç bir yaşa tek başıma girmedim.
  Bu, dostların kadirşinaslığı ve güzel gönlü, benim de arkadaşlıklara verdiğim emektir belki.
 Ama sen başkasın 35 yaşım.
 Sana veda ederken yalnız olmalıyım.
 Senden önceki 34 sene kendi hayatımı yaşarken, kendimi hep 2. hatta 3. hatta zaman zaman 5. plana attığım anlar oldu.
 Sana umudum çoktu; kendimi seveceğim ve bulacağım yıl olacaktın. Sen de benim hayatımın goygoyuna kaptırdın kendini, yine yapamadık.
 Hani beraberce; kendimi sevmeyi, şımartmayı, kendime şefkat göstermeyi, önceliklendirmeyi öğrenecek ve yaşayacaktık?
 Şimdi öyle kolay değil bebişim ben geldim gidiyorum demek.
 Gelişindeki gibi bir parti bekliyorsan avucunu yalarsın.
 Etrafta insan olmayacak, senle ben oturacağız baş başa, son tabuyu yıkıp, son uktenin de ukte kalacağını kabul edip, aynaya bakıp da çizgilere gülümseyip, aldığım nefes cigerimin tamamına dolmayı yeniden başarana kadar konuşacak ve yorulacağız.
 35 yaşım; seni uğurlarken sen ve ben yalnız olacağız.
 Çünkü hesaplaşacağız.
 Bana çok direnmezsen sevinirim; senin çektiğini 36 da çeksin istemem, bu yıl çektiğimi bir yıl daha çekmeyi ise hiç istemem.
 Tek dileğim; hoşça kal; kalalım.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir