Ayın Dikkat Çekeni

İstanbul’da İdeal Kaçamak – The Grand Tarabya

By  | 

İstanbul’da İdeal Kaçamak

 

Hayattan arada bir kaçmak, kendi başına kalmak lazım. Otel odaları insanın kendisine ya da başka birine ait hiçbir yaşanmışlık barındırmadığından insana ilaç gibi geliyor. Şimdi müsaadenizle, son günlerde bana ilaç gibi gelen ve zaten aldığı ödüllerle kendini çoktan kanıtlamış bir otel öveceğim; The Grand Tarabya.

1

 

The Grand Tarabya, İstanbul’un en güzel manzaralarından birine sahip. Zaten camdan dışarı bakınca hiçbir derdiniz kalmıyor, manzara karşısında çaresiz mutlu oluyorsunuz. O andan itibaren yapabileceğiniz tek şey, manzaranın ve otelin keyfini çıkarmak.

2

 

Otelin keyfini çıkarmak için SPA’sını mutlaka ziyaret edin. 500 m2 açık, toplamda 4500 m2lik alanıyla aradığınız ve aramanın aklınıza gelmeyeceği her şey var. İyi bir masajı hak etmemiş olamazsınız. Özel masaj odalarında, saunasında, hamamlarında, yüzme havuzlarında ve taş yataklarında hayatın o an kesinlikle size güzel olduğunu düşünürken Sevgililer Günü için romantik bir seçenek olan 2 kişilik gül yapraklarıyla dolu jakuzili marina manzaralı masaj odalarını bir değerlendirin derim. Sonuçta, özel günler güzel anılar için bahanedir. Üstelik Sevgililer Günü için iki özel paketleri de var, unutmadan mutlaka araştırın.

Adını şu an hatırlayamadığım bir fotoğrafçı var, her fotoğrafında kadrajın bir yerinde mutlaka su oluyor. Bir seminerde muhteşem durulukta bir göl fotoğrafı göstermişti ve çektiği anı anlatmıştı. Bir maç çıkışı ve arkası holigan dolu, o neyi görmek ve göstermek istiyorsa onu yansıtmış ve kaosa arkasını dönüp o fotoğrafı çekmişti. The Grand Tarabya da tıpkı o fotoğraf gibi, İstanbul’un gürültü ve kaosunun içinde size başka bir dünya sunuyor. Bu tabi ki sadece manzarayla ilgili değil. Otelin atmosferi, odaların dekorasyonu, hizmet kalitesi ve çalışan herkesin gerçekten aşırı kibar olmasıyla bütünleşen bir enerji. Hem İstanbul’a gelecekler hem de İstanbul’da yaşayıp şehirden uzaklaşmadan kaçmak isteyenler için şahane bir seçenek.

3

Bir de söylemeden geçemeyeceğim Limani Balık ve Café R.E.A.D var. İkisi de İstanbulluların uğrak mekanları olmaya aday. Limani Balık’ta deniz ürünlerinin tadına varırken, benim için istiridye mantarını denemeyi unutmayın. Siz de benim gibi İstanbul’da yaşayan bir Egeli’yseniz, Ege özleminizi gidereceğinize şüpheniz olmasın. Gerçekten mezeler de deniz ürünleri de çok çok başarılı. Şeflerini saygıyla anıp tebrik etmeden geçmeyelim.

Café R.E.A.D ise, müzikleri, menüsü ve atmosferiyle gidilesi ve zaman geçirilesi bir yer. Çalışmanız gereken, ama evde ya da ofiste kapalı olmak istemediğiniz zamanlarda kahve zincirlerinden çok daha iyi bir alternatif olarak da değerlendirilebilir.

 

4

 

 

5

6

 

 

 

 

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir