Kadın Kısmının Halleri

İster İnan İster İnanma; Yine De Falsız Kalma!

By  | 

Hangi dost sohbetinde içilen kahveden sonradan fincan ters dönmez? “A-aa valla bakamam ben.” diyenlere “Aman canım, salla işte bi şeyler.” diye yalvaran kuşaklar var karşımızda. Her konuda var olan kuşak çatışmasının olmadığı ender konulardan biri. Anneannem de baktırırdı, annem de baktırıyor.

Yazı: Burçak Külcü

Fal dedim gözlerin açıldı di mi caanıım okuyucu? Öyle bi dosya hazırlayalım ki herkes meraklansın, ‘a-aa evet işte ben’ desin, ‘aman aman’ diye inlesin istedik. Ortak ilgi alanlarımızı düşündük sonra, herkes her şeyi sevmez, herkes her şeyle ilgilenmez; ama herkes geleceği merak eder! Buradan yola çıktık, sonuca falda vardık. Bizim ekibin en tecrübelisi olarak bu konuyu direkt üstüme alınmam çok normal tabii. Az sonra aşağıda okuyacakların sonrasında hiçbir şey eskisi gibi olmayacak hayatında zira, o falcı senin bu falcı benim dolaşacaksın, eminim!

Öncelikle sayısal bazı veriler vermeyi çok isterdim, lakin bu mümkün olamadı. Türkiye’de o kadar çok falcı var ki, kimi gizli kimi aleni, tam veya yaklaşık bi sayı vermem olanaksız hale geldi. Ama en yakın çevreden bi örnek vermek gerekirse, İstiklal’de yürüdüğünüzde karşınıza çıkan her 2 mekandan birinde fal bakılıyor, gerisini siz düşünün.

Hangi dost sohbetinde içilen kahveden sonradan fincan ters dönmez? “A-aa valla bakamam ben.” diyenlere “Aman canım, salla işte bi şeyler.” diye yalvaran kuşaklar var karşımızda. Her konuda var olan kuşak çatışmasının olmadığı ender konulardan biri. Anneannem de baktırırdı, annem de baktırıyor, ben zaten aşmışım (babamın falcıya verdiğim parayı duyduğunda “yazıklar olsun sana” demiş olmasını dikkate almıyorum tabi)

Kendimden yola çıkarak vardığım bi sonuç var; en kötü dönemlerimizde gidiyoruz falcılara. Her şey iyi giderken, daha ne isteyebilirim mutlu olmak için diye düşünürken falcı kapısı aşındıranı görmedim henüz. Çünkü moralimiz bozukken istediğimiz şeyler var. Olmasını isteyip de olmayan şeylerden dolayı mutsuzuz belki.  En yakın arkadaşımıza yalvaran gözlerle bakıp, “N’olur düzelecek de.”  derken, “Onunla olmaz.” cevabını aldığımızda duyduğumuz hayal kırıklığını yaşamak istemediğimiz için gidiyoruz belki. Çünkü falcılar bize duymak istediğimiz şeyleri söylüyorlar. O anda falcı olmaya gerek yok belki istediğimiz şeyleri anlaması için, o anda istediğimiz şey gözlerimizden belli zaten, okunuyor basbaya; sen aşıksın, onun seni aramasını istiyorsun. Bunu söyleyene manevi, psişik anlamlar yükleyince sanki olacakmış gibi hissediyorsun. Arayacak dediğinde bi süre idare ediyor seni, sonra başka falcı, sonra başka, başka.. O başka falcılarda gezerken sen, maddi olarak çöksen de manevi olarak nirvanaya ulaşıyorsun. Zira boşa geçirdiğin o zamanlar içerisinde aramasını istediğin insanı unutuveriyorsun, hem ne demişti 3 vakte kadar mutlu oluyorsun.

İstanbul’da fal dendiğinde, işin ticarete dönmüş kısmında akla gelen ilk yer Taksim. Bi keresinde çok meşhur bi cafeye gittiğimizde önümüzde 30 kişi sıradaydı. Prensipli bi kadın olduğu için 31. kişiye bakmama kararı almıştı, kalakalmıştık öyle. Aslına bakarsanız çoğu mekanda dururum bu, full time fal bakıyor kadın/adam. Gerçekten 6. hissi çok kuvvetli olsa ve gerçekten nokta atışı yaptığı durumlar olsa bile günde 30 kişiye fal bakan birinden ne gibi verim alınabilir, tartışılır. Taksim, Kadıköy, Bakırköy gibi ya da büyük şehirlerdeki bilinir merkezler dışında aslında bu işlerin çok da aleni olarak yapılmadığı durumlar, “hayrına” bakılan, tanıdıkların araya girmesiyle açılan yıldıznameler, yorumlanan fincanlar var. İstanbul’un daha varoş kısmında, kulaktan kulağa yayılmayla işleri götürüyorlar.

Her meslekten, her yaştan, ünlü-ünsüz hemen herkesin çok yoğun ilgisinin olduğu bir sektör haline geldi artık falcılık. Ebru Gündeş, Bülent Ersoy gibi ünlülerin falcılarına araba gibi maddi değeri hayli yüksek hediyeler aldıklarını göz önünde bulundurursak, çoğu falcının da 10 liradan aşağı fal bakmadığını düşünürsek, oldukça yüksek gelir sahibi insanlar olduklarını çok net görebiliriz.

Kahve, tarot, su, çay, el gibi tonlarca çeşidi olmasına rağmen en çok rağbet edilen tür kahve falı. Neden böyle olduğu konusunda kimsenin bir fikri yok. Tarot ise 2. sırada yer almakla birlikte biraz daha elitist bir fal biçimi olarak duruyor.

Konu engin bir derya tek başına olmaz dedim, sordum soruşturdum.

1. Fala inanır mısın? Hiç fal baktırdın mı?
2. Falcının söylediklerinden etkilenip karar aldığın oldu mu?
3. Fal bakanlar sence normal insanlar mı? Bu bir kazanç kapısı mı?
4. Sence fal baktıranlar hangi duygularını tatmin ediyorlar?

Sorularım bunlardı, aldığım cevaplar ise şöyle oldu;

1. Sanırım bir elin parmaklarını geçmez fal baktırmaya gitmişliğim. Bunların hepsine de ya sevgilimin ya da arkadaşlarımın zoruyla gitmişimdir. Fala asla inanmam, sadece insanların benim falımı dinlerken “pınar o pınar” ya da “ben demiştim sana murat senin önünü keser” gibi falda çıkan figürleri yorumlamalarını dinlemek hoşuma gidiyor.
2. Falcıları dinlerken genellikle söylediği bir şeyle ilgili bir konuya dalar giderim. Ne ya da kim olduğunu çözmeye çalışırken, diğer söylediklerini dikkate bile alamazken, dinlemezken falcının söyledikleriyle hareket etmem çok büyük çelişki olur sanırım.
3. Fal bakanların normal ya da anormal olmasıyla ilgilenmiyorum, ki anormal olmaları için bir sebep yok. Sizin benim gibi insanlar olduğunu düşünüyorum. Lakin bir takım yönlendirmeler sonucunda bu fal işine girdiklerini gözlemledim bu işle uğraşan bir arkadaşım sayesinde. Ya arkadaş çevresi ya da ailesinin yönlendirmesiyle bu işe yöneliyorlar. kesinlikle bir kazanç kapısı. Bir kahveyi sessiz bir ortamda veyahut dostlarımla içerek 5 lira verecekken karşımda tanımadığım bir herifin ya da kadının bikbik etmesi için 10 lira vermek son derece mantıksız geliyor bana.
4. Fal baktıranların duygularını anlayabilmek için sanırım bu insan grubunun içinde yer almak lazım. Sanırım hayatlarının karışık zor dönemlerinde veya önemli karar arifelerinde karar vermekte zorlanan inisiyatif alamayan insanların kendilerini yönlendirecek birine ihtiyaç duyması bir neden olabilir. Burada bir duygu tatmini yapıldığını düşünmüyorum.

Onur Demir, 24, Diş Hekimi


1. Hayır inanmam, evet baktırdım.

2. Hayır, falcı hayal gücüyle poposundan bir şeyler uydurdu diye bir takım önlem ve kararlar almam.

3. Tabi ki kazanç kapısı.

4. Çaresizlik duygularını…

Ezgi Eraydın, 21, Öğrenci


1.Tümüyle inanmam; ama etkilenirim. Bazen söylenenler beni şaşırtır. O zaman kendi kendime değerlendirme yapmaya başlarım. “Gerçekten falcının altıncı hissi çok mu kuvvetli, yoksa söyledikleri tam bir tesadüf mü” diye… Çok baktırdım hem de. Bir kere kahve içmişsem mutlaka fincan ters döner. Fal bilen varsa bakar yoksa ben bakarım, işime geldiği gibi yorumlarım.
2. Bazen… Dediğim gibi bazen öyle şaşırtır ki falcılar, ister istemez kendimi onun söyledikleriyle yönlendiririm.
3. Fal bakmayı “iş” edinenlerden, benim karşılaştıklarımın çoğu bir parça uçuk insanlardı. Tavırlarıyla, söylemleriyle normal insanlardan farklılar nedense. Kazanç kapısı mı, bence evet. Eş dost arasında bakılan falları saymazsak, kesinlikle bir kazanç kapısı.
4. Merak duygularını. Geleceği bilmek istiyoruz. Sanki ne yaşayacağımızı önceden bilirsek önlem alabilirmişiz gibi geliyor. Ya da tam tersi, gelecekte güzel şeyler yaşanacaksa kendimizi ona göre hazırlamak istiyoruz. Tabii fal çıkmayınca kötü bozuluyoruz o ayrı. Ama fal baktırmak bence kesinlikle merak duygusunu tatmin ediyor.

Gül Külcü, 51, Avukat


1. Daha bu akşam baktırdım. Çatlak bir arkadaşım sayesinde.
2. Hayır olmadı. Genelde karar alma aşamasında falcının dedikleri aklımdan geçmezdi herhalde.
3. Anormallik kriteri olarak falı referans almazdım; ama bunu da amme yararına yapmadıkları ortada (bir kahve 7.5 tl?! ). Ancak sıkıntı şu, işi yapamayanlar da sırf talep var diye yapıyorlar bu işi.
4. Gündelik doğruların kazıklamasından anlık olarak sıyrılıp, geleceğe dair umut verecek yalan duyma isteklerini.

Ahmet Aydın, 25, Mühendis


Bu görüşlerin yanında, yakın zamanda “tüm umutlarını” bi falcıya bağlamış, umduğunu bulamayınca büyük bi “fal kırıklığı” yaşamış olan bi arkadaşımla konuştum. Aslında konuşmak da denemez, bi iç döküş oldu onunkisi, belki tanıdık gelmiştir. (ismi bende saklı)

Fal baktırdığında etkisinden kurtulamadığın zamanlar oluyor mu?

En depresif anımda falda güzel şeyler duyduğum bi günü düşünüyorum mesela. Resmen rahatlamıştım. O an zaten kötü bi gün/dönem vs tamam mı, ama sadece bilmek istiyorum. Ne olacak? Rahatlamaya ihtiyacım var çünkü, ama bunu bi arkadaşla ya da psikologla konuşarak yapmak istemiyorum, düzeleceğine dair, istediğimin gerçekleşeceğine dair elle tutulur bi kanıt istiyorum. Falcı beni sevdiğini söylediği için yaptıklarını “kaldırılabilir, çekilebilir” olarak yorumladığım zamanlar oldu. Çok salakça, ama benim bi şeye ihtiyacım vardı sadece dayanmak için, faldan beklediğim de bu zaten. Beklerken, olayı somutlaştırmak, kendimi kandırmaya yardımcı olmak. Bi de olay biraz falın girişiyle ilgili. En başta iki tane nokta atışı yapsa ne dese inanıyorum. Bi şekilde bağlıyorum, uyduruyorum, entegre ediyorum dediklerini kendi hayatıma. Ama bi fala soru sorarak başlıyorsa falcı ve genel şeyler söyleyip spesifik girişler, değerlendirmeler yapamıyorsa hiçbir işe yaramamış demektir.

Peki iyi şeyler söylediklerinde sevinme derecemiz mi fazla, yoksa kötü şeyler söylediklerinde üzülme derecemiz mi?

Sanırım kötü şeyler söylediğinde üzülme derecemiz daha fazla, hayalini, umudunu almış oluyor o an için senin elinden. Gerçi yine de emin değilim; sonuçta inanmayıp istediğini duyana kadar başka falcıya gidiyorsun. Ama gerçekleşmesi zor iyi şeyler söylediğinde de dediği vade dolmadan aynı falcıya gidebiliyorsun, tekrar tekrar duymak için. Sanırım biraz da modumuzla ilgili üzülüp sevinme olayı. Mesela her gittiğimde aynı şeyleri, aynı şekilde söyleyen bi falcı var; beni hatırlaması, ne dediğini hatırlaması da pek mümkün değil. Ama her duyduğumda gerçekleşme ihtimali biraz daha artıyor söylediklerinin gözümde.

Kötü bir fal anını ve sonrasını anlatır mısın?

Falın kötü olmasıysa, çıkmaması, adamın tutturamaması, gevelemesi, genelledikçe genellemesi olay… Yani ben zaten falcıya gitmişim, kafamın allak bullak olduğu her halimden, elimin duruşundan, saçıma dokunuşumdan, bakışlarımdan, sesimin frekansından belli. Yani yalnız bi insan da değilim, eşimle dostumla dertleşirim. Falcının hayat hakkındaki tavsiyelerine kalmadığım gibi sokaktaki şarapçının bu konuda beni daha çok etkileyebileceğine de eminim. Ben net bir şey istiyorum adamdan. Ve o kadar zor durumdayım ki, bakıyorum fal çıkmıyor, durdurup anlatıyorum. Böyle böyle, durum budur, buna göre anlat. İstersen ben soru sorayım. Sonra çevir kazı yanmasın olayı. Yani vaktinin boşa gitmesine mi üzül.. Parana mı? Açıkçası fal olayında paraya üzüleni görmedim bugüne kadar, ben de acımadım hiç. Salakça evet, ama öyle. Kafedesin mesela, arkadaşının baktırdığı süper çıktı, ama asıl ihtiyacı olan sendin. Olay resmen “fal kırıklığı”. Gidip tekrar başkasına da baktıramazsın, çok ayıp. Ellerin bomboş kalıyorsun öyle. Bir şeyler duyma ümidiyle, türlü türlü beklentiyle gitmişsin. Adam gözlerinin içine bakıp soru soruyor. “Çocukluğuma da inelim mi tatlım” diyesim geliyor. 2 vadeye uzun yola gidiyorsun dese rahatlayacağım, söylediği tek spesifik şey Ankara ve İstanbul şehir isimleriydi adamın. Türkiye’nin ilk iki büyük şehri, e eşek olsan bu şehirlerle işin olur zaten. Rahatlayamıyorsun sonuç olarak, kötü şeyler söylenmesinden bile kötü. Söylenmiyor bir şey. Elde var sıfır, tüm beklediklerin de boşa gitmiş, hiç bir cevap alamamışsın. Tek bir şey ya, tek bir şey verebilse sana sen zaten evirip çevirip diğerlerini de uyduracaksın ona göre. Yok. En kötüsü bu bence. -ne biçim dolmuşum ama-  (gülüyoruz biz haliyle)

İşte sevgili okuyucu, herkesin kafasında var bi şey, en inanmayanı bile mutlaka baktırmış, baktırmadım diyene pek kulak asmamalı. Abartıp da olay psikopata bağlanmadığı sürece eğlenmekte bi zarar görmüyorum ben. Nurgül ablam öyle diyor. Nurgül abla kim mi? 3 vakte kadar öğrenirsin bence.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir