baş tacı

Kasmayalım Diyorum

By  | 

Bir insana verebileceklerimiz ve ondan talep ettiklerimizi sınırlandırmaya çalışıyor, sonra da o sınırlara sığamıyor olabilir miyiz?

Yazı: Yeşer Sarıyıldız

https://twitter.com/androverdose

“Seni seviyorum ve bunun için sana ihtiyacım yok.”

Başarılı bir ilişki, bazen biten bir ilişkidir. Elde kalan bir şey yoksa devam etmenin ne anlamı vardır ki? Peki nasıl oluyor da, inanılmaz bir tutkuyla başlayan ilişkiler bitiyor ve hayatının sonuna kadar onu seveceğine dair edilen yeminler geçersiz kılınıyor?

Çok mu zorluyoruz yoksa? Bir insana verebileceklerimiz ve ondan talep ettiklerimizi sınırlandırmaya çalışıyor, sonra da o sınırlara sığamıyor olabilir miyiz?

Hemen hemen her ilişkiden sonra, bir patlama dönemine gireriz; yaratıcılık anlamında. Aylardır başlamadığımız salsa kursuna, spor salonuna yazılırız; ne zamandır aklımızdaki o yazıyı yazar, yeni mekanlar keşfetmek için can atar hale geliriz. Öyle bir hal alır ki çoğu zaman; o ilişki bize gerçekten iyi gelmiyordu diye düşünürüz. Sanki en başında kalbi deli gibi çarpan, her güne daha mutlu uyanan ve sonsuza kadar daha da mutlu uyanacağını düşünen biz değilmişiz gibi…

Unuttuğumuz bir şey var; süreç. Evet, baya bildiğin süreç. İlişkinin aslında bir süreç olduğunu, birlikte yaşanan deneyimler arttıkça bu süreçte bambaşka aşamalardan geçeceğimizi göz önüne almayı unutuyoruz. Yani mesela, ben bir adamı çok sevdiğim için ve hayatımın sonuna kadar hayatımda kalmasını istediğim için dünyayı gezme hayalimden vazgeçebilirim gibi geliyor. Ya da adam hayatının sonuna kadar grup seksten uzak yaşasa, evdeki huzur ona yeter sanıyor. İşin gerçeği, karşılıklı olarak verebileceklerimizi verdikten ve ne aldıklarımızın ne de verdiklerimizin yetmediğini gördükten sonra; patlıyoruz, sıkıntıdan bunalıyoruz. Peki biz sadece sevgiyle neden yetinemiyoruz?

Birinin seni sevdiğinden eminsen, Amsterdam seyahatindeki vakaları gerçekten önemli midir? Yapmasın mı şimdi adam canım, Amsterdam’a gitmiş diyorum bak… Ya da dur, olayı bu kadar basite indirgemeyelim. Şimdi biriyle tanışıyoruz ve birbirimize aşık oluyoruz, tamam mı? Sonra aynı eve çıkıyoruz, evleniyoruz; ortak bir hayat yaratıyoruz. Zamanla tüm alışkanlıklarımız, zevklerimiz biribirine benzer hale geliyor. Evcil hayvanlarına benzeyen sahipler vardı ya; aynı onun gibi… Sonra biz Yeşer ve Bora (hiç bu isimde sevgilim olmadı, valla..) diye iki ayrı insanken; bir anda sosyal ortamlarda Yeşerler ya da Boralar oluyoruz. (Bora da ne tiki isim; ama bence Boralar kesin yakışıklı olur.) Sonuç olarak, hayatta ne kendimizin, ne de birlikte olduğumuz kişinin isteklerini yapmış oluyoruz. Birlikteliğimiz idare edilmesi gereken bir şeymiş gibi, iki tarafın da yalnız olsalar almayacakları kararlar alıyor, günleri geçiriyoruz. PARDON DA, BİZ MANYAK MIYIZ?

Şöyle bi’ kendimize gelelim; silkinelim diyorum ben. İlişkiler bu kadar yorucu olmak zorunda değil; sevmek de çok süper bi’ şey zaten. Eski bi’ sevgilim ona bunu söylediğimde onu aldattığımı sanmıştı; ama alakası yoktu. Yine onu anarak söyleyeceğim: Rahat olun…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir