Cilt Tahtası

Kılda Keramet Olsa…

By  | 

Yazı: İsmimi vereceğimi düşünmüyorsun herhalde

Okur okur okur… Yıllarca ne zaman yüzümüzde çıkan tüylerden şikayet etsek annelerimiz, halalarımız, teyzelerimiz ve ailenin diğer ileri gelen bayanları tarafından “Ayvada da tüy var canım abartma seninkiler incecik kıl, dokunursan daha da artar onlar aa” ve türevi cümlelere maruz kaldık. Ama şimdi soruyorum size bir Allah’ın kulu çıkıp da “Ben ayva mıyım ulan?” diye sorguladı mı? Ben hiç sorgulamadım mesela. Cidden kendimi ayvayla, şeftaliyle avuttuğum günleri biliyorum. Ne zamanki hindistan cevizine doğru yol almaya başladım, “Kalk gidiyoruz, yumurta olmaya karar verdim ben.” dedim anneme ve lazer maceram böylece başladı. Bacaktır, bikini bölgesidir gocunmuyorum da, yüzde çıkan kıl gerçekten ömürden ömür götürüyor. Hayır, ne yapacaksın ki? Kökünden kurtulman lazım, ölene kadar sakalınla uğraşamazsın ya. Ayrıca yüz bu, ufacık bir problem olsa hayatın kaydı gibi bir şey. Kalın tüylerim olmamasına rağmen lazere başladım ben ve 1.5 sene kadar devam ettim, 12 seans gibi bir şey eder. Harcadığım parayı da siz hesap edin artık. Fakat şunu diyebilirim ki; yüz bölgesi için lazer kesinlikle ve kesinlikle zaman kaybı. Babanız gibi sakalınız yoksa sakın başlamayın derim ben. Bangır bangır bağırıyorlar zaten çok siyah ve kalın tüyleri görüyor diye, zorlamayın hiç boşuna o yüzden. İnanmıyorsun, gidiyorsun danışmak için, yüzüne büyüteçle bakıp “Hımm tüylerin kalın, başlanabilir lazere” diyorlar. Ulan büyüteçle bakıyorsun tabi ki kalın gözükecek, nedir yani?

İlk seanstan itibaren “Kıllarını kısaltıyoruz, uzun kılları görmüyor bıkbık” ayağı yapıp tıraş makinesiyle yüzümden geçtiler resmen. 12 seans sonunda eskisinden daha kalın kıllar çıkmaya başlamıştı yüzümde. O an, beyaz önlükler giymiş, oldukça profesyonel(!) görünen; fakat aslında bekleme odasına deri koltuk seçmekten başka hiçbir şeyden anlamayan ablalar yan çizmeye başladılar. Mesela kendin evde cımbızla alıyorsundur dedi kadın resmen inanabiliyor musunuz? Keşke o an, o sarı saçlarını elime doladığım gibi kafasını lazer aletinin içine soksaydım diye düşünürüm hala. Bir diğeri “Benim 36 seans devam eden müşterim var” dedi. “Yapamıyoruz, sizi kandırıyoruz” demiyor da, kıllarını ve seni suçluyor yelloz. Neredeyse “Anan öyle doğurmuş, biz napalım?” diyecek. Üstelik bu tedaviye başladıktan sonra yüzümde sivilceler çıkmaya başladı, yüzüm resmen yağ deposu haline geldi. Bunu söylediğimdeyse, “Lazerin öyle bir etkisi yok, bir ara cilt bakımına gel de temizleyelim.” dedi sarışın olan. Resmen bu gerizekalıyı nasıl daha fazla sömürürüz diye toplantı yapmışlar aralarında. Başka bir ihtimal olamaz çünkü.

Lazer tedavisini kestikten sonra kaldım mı ben kıllarımla baş başa? Resmen hayata küstüm, gündüzleri sokağa adım atmak istemedim. Otobüste “Acaba yüzüme bakıyorlar mı?” diye çok tedirgin olurdum her seferinde. Oyh, duygulandım bak…

2 ay sonra İstanbul’da, işini oldukça iyi yapan insanların işlettiği bir güzellik merkezinde iğneli epilasyona başladım. İğneli epilasyon çok eski ve garanti bir yöntem. Fiyaskoyla sonuçlanmasının imkanı yok. Çok acı verdiği doğru; çünkü her bir kıl köküne tek tek iğneyle giriyorlar. Ama yemin ediyorum sana, o salondan yumurta gibi çıkıyorsun ve her seansta kıllarının azaldığını görüyorsun. Eğer daha önce anneni dinleyip yüzüne hiç dokunmadıysan 3-4 seansta bitiyor kılların. Sonra sevgilin “Oy oy bebek gibi yüzün var” diye yüzünü okşayınca bu işin ne kadar ekmeğini yediğinin farkına varıyorsun. Şimdi o “Bıyığım için lazere mi başlasam yea…” düşüncesini hemen kafandan çıkar, iğneli epilasyon için yer araştırmaya başla. Aklına lazer epilasyonu sokmaya çalışan çok arkadaşın olacak muhtemelen. Dinleme. Israr eden olursa da adını adresini bize ver, bizzat sıkıştırıp eğer bir daha kanına girmeye çalışacak olursa saçlarını oryalle açıp, öylece bırakacağımız konusunda onu tehdit edeceğiz.

Öperim, bye.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir