Kadın Kısmının Halleri

Mekanik Fanatik

By  | 
Yazı: Derya Güzel
derya.guzel@madambrownie.com

Kahvaltıda yumurta yapacağım. Alarm çalıyor, tam istediğim kıvama gelince ocaktan alıyorum. Kurabiyeler de pişti, fırın bağırmaya başladı.

Anneme sesleniyorum. “Çamaşır makinesinin alarmı ötüyor, çıkarsana çamaşırları…”

Aklını koruyabilmek işten değil, her şey o kadar zamanlı ve sistemli ki. “Dıt dıt” sesleri içerisinde normal bir insan hayatı sürdürmeye çalışıyoruz.  Normalin ne olduğunu unutarak, önemsemeden. Ayak uyduramıyorum, mümkün değil. Sanki gün içerisinde gittikçe çelikleşmeye başlıyormuşum gibi hissediyorum. Dün çok tenekeydim mesela, bugün biraz daha çelik maşallah. Kısmetse yarın yağlanacağım. Öbürsü gün de Allah kerim.

Bu işin can sıkıcı tarafı, bir şeylerin senin için sürekli düşünüyor olması. Bir şeyler senin harekete geçmen gereken zamanı söylüyor hep. Onlar iplerini ilahi bir biçimde kullanarak, zaten tembelleştirdiğin beynini uykuya davet ediyor.

“Kapitalizmin oyunları bunlar abi!”

Hıhı, öyle tabi bir yerde. Yahu bırak Allah aşkına, dünden razıymışız popoyu yayıp yatakta uyuklamaya. Kalk deyince kalkmaya, yat deyince yatmaya, şu işi yapman gerek artık deyince yerimizden zıplamaya. Tek bir günü milyonlarca kutucuğa ayırmışız, o bitince diğerine geçeceğiz. Saatler koymuşuz, bir başına bir sonuna.

Ama itiraf edeyim, sabahları alarmla uyanamıyorum. “O kadar yorgun uyuyorum ki, alarm sesini duyamıyorum herhalde” diye düşünüyordum ki benim talihsizliğimin böyle bir şey olmadığına karar verdim. Çünkü benim bünyem alarmı reddediyordu! Hıhı, evet. Aynı sorunu geçen gün çamaşır makinesi ile yaşadığımı fark ettim mesela. Çıldırıyor makine, umurumda değil. Konuyla ilgili anlaşabildiğim tek eşya fırın; o da mutfak sevdam yüzünden, yapacak bir şey yok.

Neredeyse son iki haftadır hazırlamam gereken raporlar nedeniyle uyanmayı planlayarak kısa kısa uyku araları veriyorum. Yatmadan önce çevremde ne kadar insan varsa hepsini tembihliyorum. Aramazlarsa mahvolurum.

Aramıyorlar zaten, mahvoluyorum.

Yeşer’in yazısını okudum az önce.

“Hadi kalk gidiyoruz hayatları” demiş mesela. Hayat boyunca uzun vadeli planlar yapmadım, anti-sistematik yapım nedeniyle. Yapmaya kalkışsam, yaptığım planlamayı ben unutuyorum zaman içerisinde zaten. O şahane plan adamlarından olmadım yani. Yapabildiğim tek şey, önümüzdeki haftayı planlamak en fazla. Onu becerebiliyor muyum, o bile tartışılır.

Ama benim bahsettiğim şeyin beceriyle alakası yok. Ben uzun vadeli plana karşıyım, az biraz da asiyim. Bazen şu hayata çok tuzlu kaçtığım oluyor. Boğaz yakıyor, üzerine soğuk sular içirtiyorum. Lifestyle ım bu yani. İnadına spontane, alayına özgürlük felsefesi.

Ama daha çok “hadi kalk gidiyoruz”dan ziyade, “hadi abi yeter, gidiyoruz” insanıyım ben. Deneyip de yanılanlar, yanılsa da inadına denemeye devam edip vaktini ciddi anlamda öldürmeyi göze alabilecek kadar azimli insanlar var ya, bu yazı nazarında selam ederim onlara. Ben hiçbir şey için kendimi kaybedecek kadar uğraşmayı düşünmüyorum. Buna gerek yok bence. Çünkü hayat dediğin şey, senden, senin hayatından ibaret. Onun içinden sen’i kaldırırsan yaptığın şeylerin hiçbir mantığı yok.

Sadece kısa kısa çubukları birleştirip şu uzun hayatı nasıl yaptın diye soranlarla, ayaklarımı uzatıp kahve ve kurabiye eşliğinde muhabbet edesim var.

Ve şunu eklemeden geçemeyeceğim;

Şu koca metropolün, alarmla uyanamayacak kadar sorumsuz, yalnız ve insan sesine muhtaç insanıyım ben.  Hoşça kalın.

22 f ist.

Uygun adaylar ön sınav olarak bir zahmet beni sabah 6da kaldırırlarsa…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir