Menkul Kıymetler

Menkul Kıymetler: Nip/Tuck

By  | 

Yazı: Yeşer Sarıyıldız

Ev-vet, bu ay Menkul Kıymetler’de tamı tamına 7 sezon boyunca takip ettiğimiz “kimin eli kimin cebinde” dizisi Nip/Tuck’ı inceliyoruz.

Öncelikle bu diziyi birine anlatmak anneanneye Lost anlatmaktan daha zor; bakın deniyorum:

Christian ve Sean estetik cerrah ve ortaklar. Sean Julia’yla evliydi ve 3 çocukları vardı. Sonra baktılar ki, çocuklardan biri (Matt) aslında Christian’danmış. Sonra Kimber var, Christian’a aşıktı, ama sonra düğünde sapık bir adam kaçırdı bunu, silikonlarını falan çıkardı, Kimber dönünce Christian’ı terk etti, gitti Matt’le birlikte oldu, ondan çocuk yaptı. Onu terk etti, porno sektörüne geri döndü. Sonra Christian’la evlendi, ama onu da Sean’la aldattı. Sonunda da gitti kendini denize attı. Tabi bu arada Sean’la Julia çoktan boşanmışlardı, çünkü Julia Sean’ı bir cüceyle aldatmıştı, sonra da gidip lezbiyen oldu. Sonra tekrar düzeldi, Christian’la yattı falan. Julia’nın lezbiyen sevgilisinin kızı Julia’yı öldürmeye çalıştı, bir ara Sean’la bir şey oldu aralarında. Matt de bir ara transeksüel bir kadına, Ava’ya aşık olmuştu. Ava oğluyla yatıyordu. Sonunda da onunla kaçtı. Aa bir de Liz Cruz vardı yıllarca beraber çalıştıkları… Liz lezbiyendi, ama Christian lezbiyen, ay pardon kanser olduğunda beraber olmuşlardı. Sonra da Liz Sean’dan sperm isteyip çocuk yapmıştı. Aa bir de Christian’la sevişirken terastan aşağı düşen vardı, zenci çocuğu olmuştu hani Christian’dan, neydi adı? Bir de Christian’ın başka bir de kızı çıkmıştı sanki, sonra onlar Matt’le…

Yok artık’ı çok geçe özeti burda sona erdirirken alakasız olarak koltukla sevişen adama da değinmek istiyorum müsaadenizle. Değindim, evet.

İlk sezonlarda her ne kadar Sean Mcnamara kahraman, Christian Troy ise anti-kahraman olarak sunulsa da, zaman geçip sezonlar ilerledikçe anladık ki, Nip/Tuck erkekleri açısından “al birini vur ötekine dizisi”.

Sean bildiğin ezik, orta yaş bunalımını iliklerine kadar yaşayan, özgüven sorunu olan bir adama dönüştü. Yeri geldi, Christian’ın yaptığında eleştirdiklerinin on katını yaptı. Aslında çok da suçlamamak lazım, üzüm üzüme baka baka hesabı. Hem başta kendisi iyiydi de, çevresi kötüydü. En azından iyi insan olmaya çalıştı hep, lafta da olsa. Gerçi bilmiyorum, Troy gibi bir ortak, Julia gibi bir eş ve Matt gibi bir oğulla ne kadar dayanabilirdi herhangi bir insan… Hayat bu hale getirdi Sean’ı diyor ve yine de Christian’dan daha yakışıklı olduğunu belirtmeden geçmek istemiyorum. Troy tip olarak bildiğin Kutsi çünkü kanımca.

Yine de Christian, Sean’ın kimseyi incitemez hüznündeki bakışlarının ardında yatan zarar verme isteğinin aksine her şeyi açık açık yaptı. Kimseye söz vermedi, hiçbir şeye inanmadı, saklamadı, herkes için yanlış ilişkiler yaşadı. Kalktı, açık açık “ağzı boşken katlanabileceğim kadın arıyorum.” dedi ve buna rağmen, tüm kadınlar olarak ağızlarımızın suyunu akıtmaya devam etti.  Ayrıca 5. sezon 14. bölümdeki çıkarıp masaya koyma sahnesiyle hepimizin ağzını açık bıraktı ve takdire şayan imajını sağlamlaştırdı. Bunlarla da kalmadı, kese kağıdı geçirmek gibi deyimi olan ne varsa gerçekleştirdi. Peki biz bu adamı sadece efendi adam yerine piç adam tercihimiz için mi seviyoruz? Yoksa tamamen 25 cmlik penisi ya da sexpert oluşu için mi?

Yani tabi bunlar da var da, sadece bu yüzden değil. Christian’ı sevmemeyim diyorum; ama basit görüntüsünün altındaki derinlik dizideki başka hiçbir karakterde yok bana sorarsanız. Çoğu zaman Sean’dan daha mantıklı, daha vicdanlı oldu Christian. Ayrıca ukalalığının dengesi de muhteşem. Nip/Tuck 7 sezon boyunca bize salt iyi ya da salt kötünün olmadığını gösterdi ve Christian da kendi kötülüğünü açıkça kabul eden tek karakterdi Nip/Tuck’ta. Açık açık “My ego is the only thing bigger than my cock.” dedi adam, daha ne desin? Gittiği seks terapisinde tek gecelik ilişkilerden kurtulmaya çalışan kadını yatağa atmak gibi iğrençlikler yapsa da annesiz büyümesi ve küçükken yaşadığı babasının tacizi gibi olaylar yüzünden içten içe ona acımamıza neden oldu hep. Ayrıca unutmadan, takım elbise tercihleri de mükemmeldi.

Açık ara farkla efsane Troy’un kazandığı yazıyı Christian’ın sesinden şu cümleyi duyarak bitirelim istiyorum:

Tell me what you don’t like about yourself…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir