Müsait Bi’ Yerde Binecek Var!

By  | 

Yazı: Gizem Telci

Havalar ısındı. Sokaklar cıvıl cıvıl. Şu günlerde işsizliğimin de vermiş olduğu özgürlük etkisiyle kendimi sokaklara atasım, bol bol gezip tozasım var. Biliyorum bu yalnızca benim için geçerli değil. İşiniz ya da paranız olsun olmasın, her birinizin içindeki gezenti çocuk, güzel havaların etkisiyle çoktan harekete geçmedi mi?

Güzel yurdumuz saolsun, gidilecek çok yer, önerilecek çok mekan var. Ama ben bugün -çoğu yazımdan farklı olarak- gidilecek yerleri önermek üzere değil, önerilen yerlere giderken biz bayanların özellikle de yaz aylarında otobüste, minibüste işin özü her türlü yolculuk esnasında karşılaştığı “sözde delikanlı” erkeklerimiz üzerine iki kelam edeceğim.

Ergenlik yıllarında namus kavramını hap gibi yutan sözde delikanlı erkeklerimiz, her nedense anası bacısı dışındaki tüm kadınlara yakınlaşma hakkına sahip bulurlar kendilerini. E ne de olsa insandır, -malasef- o da gezer tozar bizim gibi. İpini koparıp sokağa salındı mı bu ve bunun gibileri, bizim gibi sıcacık havalarda eteğini, elbisesini giymiş çıtı pıtı bayanlara “zaman kötü kolla kendini(?)” deyimini aklından çıkartmamak düşer.

Mutlaka her birinize gelip çatmıştır bu insan yavruları… Ya da çatacaktır! Çünkü öyle çok var ki. Hangi il hangi semt olursa olsun, az ya da çok nasibini almıştır. En kötüsü de bunlar yüzünden özgürce yaşama hakkınız elinizden alınır. Misal sokağa çıkarken o çok sevdiğiniz mini mini şortunuzu her yerde giyemezsiniz. Ya da bir cesaret giydiniz, bizim şu sözde delikanlıların bakışlarını, göz süzüşlerini ve hatta yeri geldinde dokunuşlarını(!) üzerinizde hissetmek zorunda kalabilirsiniz. Ve işte bu durumla karşılaştığınız her gün yaşadığınız yere lanet eder, pılınızı pırtınızı toplayıp güneyde bir sahil kasabasına yerleşme hayalleri kurarsınız.

Toplu taşıma araçlarında da durum farklı değil malesef. Otobüste metrekare başına düşen kişi sayısı çil yavrusu kıvamındadır ve o yavrulardan biri ya da birkaçı bu kalabalığı fırsat bilmekte ustadır. Önce sağa sola kayar, çok sıkışık bahanesiyle itiştirir, çekiştirir, sonra “müsait bi’yerde” biniverir tepene! Sen de öflersin pöflersin, bazen utanır sıkılırsın, yeri gelir bağırır çağırırsın -her nedense bağırınca da yanlışı yapan senmişsin gibi diğer yolcular tarafından ayıplanan bakışlarla anlamsızca yargılanırsın- ama sonunda ne olursa olsun, kötü zihniyetin kurbanı olmaktan kurtulamazsın.

Benim kanaatim bu adamlara sessiz kalmamaktan yana. Çünkü ne kadar susarsanız o kadar tepenize binerler. Bağırın, çağırın hatta gerektiğinde çantanızı güzelce kavrayıp, birkaç tane patlatın. Erkekliğin %90’ı kaçmaktır ya, bakın siz dişinizi gösterince nasıl da korkup kaçıveriyorlar.

Aman diyeyim sevgili okuyucu. Varsa diyecek sözünüz çekinmeyiniz. Sonra olay anını başkalarına anlatırken, kafanızı yiyip bitiren keşkeleri içinize sindirmek emin olun daha zor olacaktır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir