Kadın Kısmının Halleri

Mutsuzluk: Tamam Deme Sayısının Artması

By  | 

Yazı: Burçak Külcü

Tamam baba, tamam patron, tamam sevgilim.

(cümlesini aşırdığım için Menteş’e özürlerimi iletiyorum.)

23 yaşındayım, eşşek gibi çalışıyorum, ailemle yaşıyorum, sevgilim yok.

Kronik muhalif olduğum gibi bir kanıya kapılsa da çevrem zaman zaman, aslında durum öyle değil. Düşünüyorum da en çok kullandığım kelime ne diye, ezici bir çoğunlukla “tamam” başı çekiyor. “bilmiyorum” ise 2. olarak devam ediyor kelime yarışına.

Tamam diyorum; bazen çok sıkıldığım ve kurtulmak istediğim için, bazen korktuğum için, bazen kaybetmek istemediğim için, bazen gerçekten istediğim için, bazen onlar istediği için, bazen öyle olması gerektiği için.

Tamam dediklerimi düşünüyorum sonra; sadece kendim için değil aslında kadın olmanın kaderinin tamam demek olduğunu mesela.

Hayatımızdaki ilk erkek figürü baba. Ataerkil olduğu düşünülen toplum, aile yapısı. Güçlü bir figür. Kızım ile başlayan bir cümle kurduğunda hayır demek ne mümkün? Tüm asiliğimiz annelere, tüm hayırlarımız onlar için. Anne bağırır çağırır kız çocuk daha çok bağırır. Baba ile böyle olmaz ama. “Hayır dedim kızım!” dediği anda cevabımız hazırdır; “Tamam baba!..” (çünkü baba sen farklısın, annemle yaşadığım ego savaşlarını yaşamıyorum seninle, çünkü sana hayranım, çünkü ben kadınım sen erkeksin, çünkü hayatımı paylaşacağım adamı bile sana benzeyen birilerinden seçeceğim, tamam baba!)

Kadın ya da erkek fark etmez, birileri patronumuz olur (tercihim her daim erkek yöneticiden yanadır, pozitif ayrımcılık yapamayacağım). -Burada kendi kendinin patronu olan şanslı kişilere herhangi bir şey demiyorum, kıskanıyorum sadece.-  Tamam dediğimiz 3 ana öğe içerisinde en nefretle ya da istemeyerek boyun eğdiklerimizdir kendileri. Para veriyor bildiğin. Her ay hesabına yatan o kuş boku kadar parayı sanki sana hibe edermiş gibi bir lütuf içerisinde verdiği için zaten bir eziklik söz konusu. Emek yok, iş yok, kafa patlatmak yok, sabah 9 akşam 6 ofiste eğlendiğin için para veriyor sana dolayısıyla ne derse “Tamam patron!” demelisin. Mimlenmeye gelmez aman diyeyim! (Belki baban zengindi, benim babam memur olduğu için tamam patron, üniversiteyi yurtdışında okudun yurtdışına gidecek uçak param bile olmadığı için tamam patron, hırsın zerresi olmadığı için bende senin egonu şişirmeliyim tamam patron!)

Bazen haykırarak bazen fısıldayarak tamam dediklerimiz, sevgili sevgililerimiz. Tüm işimiz gücümüz aslında onları tamam demeye uğraştırmakken tuzağa bilerek isteyerek düşüyoruz her defasında ve ağzımızdan çıkan tek şey; “tamam sevgilim!” oluyor.

–        zamana ihtiyacım var sanırım, biraz ayrı kalsak

+             tamam sevgilim, sen nasıl istersen..

–        saçlarını kızıl yapsana

+             tamam sevgilim, yapmaz mıyım hiç?

–        o eteği giyme çok kısa!

+             tamam sevgilim.

Bunlar gibi tonlarca fiil, istek vs. hangi birine hayır diyoruz? Ben söyleyeyim hiç birine. Mırın kırın ediyoruz, ağlıyoruz, zırlıyoruz; ama sonunda ağzımızdan çıkan kelime yine; “tamam sevgilim”

Biz kadınlara böyle mi öğretildi, dnalarımızda mı var bu bilmiyorum. Hayır, kafam şu soruya takılıyor; bir erkeğe istediğin şeyi yaptırmanın yolu yataktan geçiyor, hem fikiriz sanırım. İstemediği bir şey varsa tam da o anda (hangi anda mı, komik seni!) isteğini kulağına fısıldarsan “tamam sevgilim!!!” diyen bu sefer o oluyor. Biz kadınların tamam dedirtmek için yataklara düşüyor olmamız haksızlık değil de ne? (tamam sevgilim çünkü sana çok aşığım, aşık olduğum anlarda senden başkasını gözüm görmediği için tamam, bir etek yüzünden seni kaybetmek istemediğim için tamam, seninle birlikteyken ömrümüzü birlikte geçireceğimizi düşünecek kadar saf olduğum için tamam, sevgililiğin emek istediğini düşündüğüm için tamam, tamam dediğim tüm anlarda deliler gibi mutsuz olmama rağmen, sensiz olmak istemediğim için tamam!)

Hayatımız 3 tamam arasında gidip geliyor, mutluluk, mutsuzluk, başarı, acı, kıskançlık, paylaşmak ne varsa işte bildiğimiz, ettiğimiz eninde sonunda tamam’la tamamlanıyor.

Tüm tamamlarımı tükettim, geri gelin, tamamlarımı verin!

14 Comments

  1. zayıflama

    11 Mart 2011 at 10:58

    İlginç bir haber doğrusu dikkatle okudum. sağolun.

  2. orjin

    11 Mart 2011 at 19:47

    Blog’un tasarımı çok şahane gerçekten temanın adı nedir?

  3. hyş

    15 Mart 2011 at 21:35

    Siteniz gerçekten çok güzel olmuş başarılarınızın devamını dileriz.

  4. magazin

    16 Mart 2011 at 04:41

    Yazı için teşekkürler sürekli takip ediyorum konularınızı.

  5. bubala

    22 Mart 2011 at 01:48

    Bu ilk yorumum oldu sitenize. Hayırlı olsun^^

  6. can

    22 Mart 2011 at 21:53

    Güzel blog hocam tebrikler.

  7. tülin

    28 Mart 2011 at 14:14

    çok güzel konular paylaşıyorsunuz teşekkür ederim sürekli takip ediyorum.

  8. Kadın

    1 Nisan 2011 at 10:32

    Güzel bir yazı olmuş ama anlamadığım yerler var.

  9. kamuran temel

    4 Nisan 2011 at 11:45

    Çok güzel bir makale olmuş teşekkürler

  10. Bir başka kadın

    23 Nisan 2011 at 11:34

    Nasıl da kabullenmişsiniz.. Kimse zorla almıyor ağzınızdan “tamam”ı. Hayır demenin bir yolu her zaman vardır. Birileri sizin patronunuz, babanız, sevgiliniz olabilir ama sahibiniz değiller. O istiyor diye saçını boyatmak da neymiş?

    Evet, anlattığınız gibi yaşayan kadınlar var, hatta belki çoğunluktalar, ama bunu genellemeniz hoşuma gitmedi.

    • Madam Brownie

      23 Nisan 2011 at 17:01

      Ne güzel demişsiniz, birileri bizim patronumuz, babamız ve sevgilimiz olabilir ama sahibimiz değiller.
      Ama şüphesiz ki bunun doğruluğuna inanan başka bir kadın figürü daha var.

      Genelleme olarak görmeyin bence yine de. (:

  11. elif

    9 Haziran 2011 at 12:08

    hayır demeyi öğreniniz..
    bkz: 27 dresses :)

  12. süheyla

    10 Nisan 2012 at 09:12

    bu yazıyı okuyana kadar ne kadar çok tamam dediğimi bilmiyordum ama yide bu kadar çok demiyorum hayır demeyi bilmek gerekir bence

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir