RELATIONSHIT

Oğlan Bizim Kız Bizim

By  | 

İnsanlar doğar, büyür ve ölürler. Bu zaman zarfında, eğer standart dışı bir ailesi yoksa ‘haydi çocuğum evlen artık da bir mürüvvetini görelim’ cümlesine en az 43 kez maruz kalırlar. Fakat bu, öyle birdenbire alınabilen bir karar değildir, biraz sancılıdır.

Yazı: Simsiyah

İnsanlar doğar, büyür ve ölürler. Bu zaman zarfında, eğer standart dışı bir ailesi yoksa ‘haydi çocuğum evlen artık da bir mürüvvetini görelim’ cümlesine en az 43 kez maruz kalırlar. Fakat bu, öyle birdenbire alınabilen bir karar değildir, biraz sancılıdır.

Evlenmeyi kabullenme süreci çeşitli safhalardan oluşur. İlk safhada duymazdan gelinir, okul yeni bitmiştir, gençlik ve gezip tozmak daha önemlidir. Ebeveynler kendi kendilerine söylenir dururlar, diğer konularda olduğu gibi bu konuda da sözleri ciddiye alınmaz. İkinci safhada ebeveyn –ki bu genelde anne olur- ile genç insan arasında soğuk savaş başlar. Genç insan direnir, anne saldırır. Karşılıklı laf sokmalar, ara ara gerilen sinirler ve duygu sömürüleri bu safhanın temel özellikleridir. Üçüncü safhaya geçene kadar, genç insan etrafındaki karşı cinse doymuş, enerjisi yavaş yavaş tükenmeye başlamış, kafasındaki net ve değişmez doğrular esneme belirtisi göstermiştir. Artık, annesinin o kadar da haksız olmadığını düşünür ve hayatında düzen, sakinlik ve huzur aramaya başlar. Bu safhada ‘evlilik’ olgusunu kabul eder ama harekete geçmek için kararlı hareketler yapmayarak beklemeyi tercih eder. ‘Evlenmek ve bir aile kurmak istiyorum’ cümlesini kurabildiği dördüncü safhaya gelen, artık o kadar da genç olmayan insan, bir yandan hala bazı klişeleri değiştirebileceğini ve geliştirebileceğini düşünür.  Bir yandan da, yorgun ve bıkkın olduğundan direnmek zor gelir.

Yaklaşık 10 yıl süren bu kabulleniş ve adım atma süreci; tuvalete bile gitmeye engel olan tarlatanla, içinde zorlukla nefes alınan damatlıkla noktalanır. Boyna kurdele asılıp da takı merasimine başlandığı an, bütün artistik hareketler değersizleşir. Ailedeki akraba popülasyonu ile, ayakta durup kurdelenin ağırlığıyla kamburlaşma riski ve yüzdeki tükürük yoğunluğu doğru orantılıdır. Öpülen kişi sayısı arttıkça kurdele ağırlaşır, ayaklar şişer, çene kasları gülümsemekten işlemez hale gelir. Ne kadar entelektüel olursan ol, ne kadar asi görünürsen görün, çiftetellide kırıtmak, miskette döktürmek, kasap havasında mendil sağlamak kaçınılmaz sondur. Terlemiş ve karşılıklı oynamak isteyen tüm akraba güruhuyla en azından 30 saniye ilgilenmek, 89.kere öpmek zorunda kalmak ve sürekli gülümsemek gerekir. Gecenin sonunda, aylarca planlanan o düğün için herkesin söyleyecek en az bir kötü kelimesi, birkaç ‘ama’ ile başlayan cümlesi vardır. Bir düğünün en güzel tarafı, tüm o tantananın bittiği, herkesin evine dağıldığı ve en önemlisi topuklu ayakkabıların bir kenara fırlatılıp damatlığın kemerinin ve yakasının çözüldüğü andır.

Ne kadar klişelerden uzak görünürse görünsün, düğün yapmak da, bir düğüne katlanmak da zordur. Mantıklısı, uzak durmaktır ama bazı şeylerden kaçış yoktur. Sadece derin bir nefes alıp geçmesini beklemek gerekir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir