baş tacı

Önce Kadın Sonra Türkan

By  | 

Dünyadaki birçok sorun siyaset denen melen şeyden uzaklaşsa çözümleri çok basit olurdu eminim. Dünyadaki birçok değeri, insan denen şeyin aslında ne kadar mekanik olduğu gerçeğiyle kaybediyoruz. Aslında tüm bu mekaniklerin yanında, duygusal baloncuklarımıza darbeler aldığımızdan ötürü kin ve nefretle hacimleniyoruz. Hacimleniyoruz ve çarptığımız yerde kalıveriyoruz.

Türkan da öyle. Türkan Saylan. Hepimiz ne kadar savaşçı olduğundan, sırtını bugünlere çevirmeden dünün karanlığıyla baş edebildiğinden bahsettik de evinde kadın olduğunu unuttuk. Çocuklarına yaptığı anneliği paylaştırarak Türk toplumuna vermesinin insanlık ürünü olduğunu unuttuk. Sahiplenmek yerine kapılarını yumrukladık, misyoner diyerek kişisel inançları aşağılamalara alet ettik, senin gibilere papuç bırakmayız bile dedik. Hasta yatağında yatmaya bile vakit bulamayan, düşüncelerle ve annelikle dolu, zırhı kadınlık olan Türkan’a.

Tamamen gönüllü bir proje olarak hayata geçen bu filmin bütün gelirlerinin çydd’ye gittiğini bilmek, işin içinde olduğu hazzını yaşattırıyor insana. Herkesin ağladığı filmleri sevmeyiz pek. Ama o kadar süslenip gittiğimiz galada, salondan çıktığımızda gözaltlarımıza çoktan makyaj bulaşmıştı bile… İnsanlar memnundu böyle bir filmin yapılmış olmasından. İçeride de ağlamışlardı, kokteylde ise gülümsüyorlardı. Günlerce düşünmekten yemek yiyemeyen tek ve tek başına Türkan, bugün için bir rahatlığa öncülük etmişti. Dokunmayı öğrettiği gibi, yüreklerimizi olduğu kadar düşüncelerimizi de bir anne narinliği ve uysallığı ile okşamayı becermişti.

Galadan aklımda kalan tek şeyse dışarıda sigara içmekte olan iki adamın gönderilmiş olan çelenklere bakarak, “bu ikisinin yan yana olmasından çok şey çıkarabiliriz.” demesiydi.

-Evet, madem burada yan yanasınız. Neden normalde de yan yana duramıyorsunuz?

Bir de şunlar var;

Facebook Page

Facebook Event

Twitter

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir