baş tacı

Rapunzelden Kül Kedisine

By  | 

“Depresyonda olan benim. Saçlarımın günahı ne?” diye birçok kez sordum kendime bugüne kadar. O saçlar uzadı, kısaldı, boyandı, yıprandı, kahkül kestirildi sonra vazgeçildi, yine uzatıldı, yanlış kuaförlerle tanıştı, en sonunda orta malı oldu çıktı! Halbuki bendim depresyonda olan. Değişmesi gereken de bendim, saçlarım değil…

Yazı: Gizem Telci

http://twitter.com/bohemisko


Ama gel gör ki irademe söz geçiremedim bir türlü saç konusunda. Hiç birimiz geçiremiyoruz aslında. Bir kadın aynanın karşısına geçip saçlarıyla oynamaya başladı mı, bil ki yanlış giden birşeyler vardır hayatında. Hele ki o saçlar ayda bir değiştiriliyorsa o zaman toptan çöpe atılmalıdır herşey. Aşk meşk, iş güç her neyse sinir bozan ciddi bir vaka haline gelmiş demektir.

Bir de şöyle bir nokta var. Saçların uzunluğu ilişkinin uzunluğuyla doğru orantılı oluyor genelde. Uzun, sağlıklı, güzel giden bir ilişki eşittir uzun, sağlıklı ve güzel görünen saçlar. E ilişki iyi gidiyorken niye kendini yenileme, değiştirme ihtiyacı hissedip kuaföre gidesin ki? Hayat sana güzel zaten anasını satiyim.

Neyse içeride kopan fırtınaları bir yana bırakırsak, biz kadınlar bu saç olayına fena kafa yoruyoruz. Beğenmeyip kestiriyoruz, sonra mutsuz olup yine uzatıyoruz. Ama özünde sorunun saçlarda değil bizde olduğunu farkedemiyoruz çoğu zaman. Buradan ben bir ders çıkardım kendi çapımda. Ne zaman mutsuzluktan kuaföre gidip saçlarımla oynasam, o zaman daha da mutsuz bir şekilde o kuaförden çıkıyorum. Çünkü çoğu zaman yanlış karar vermiş oluyorum. Saçlar uzayana kadar da o mutsuzluk durumu sürüp gidiyor.

Şimdi bir de bahar geldi. Açılıp saçılma, saçları bir o yana bir bu yana savurma vakti.

Ona buna kızıp kuaföre gitmek ya da kendini tatlıya çikolataya vermek şu mevsimde yapılabilecek en büyük hata. Aman diyeyim, ben ettim siz etmeyin.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir