Kadın Kısmının Halleri

Sabah Oldu

By  | 

Dünyada âşık olunabilecek adam olmadığını fark ettiniz mi siz de?

Yazı: Derya Güzel

derya.guzel@mbsays.com

http://about.me/drygzl

O uzun soluklu, aşk dolu hikâyeniz bittikten sonra hiçbir yerde duramadınız. Yeniden tohumlanıp yeşermek bir yana, bahçeden bahçeye, balkondan balkona suni bir hayat yaşayıp durdunuz. Tek gecelik ilişkilerinizde bile kısa bir rüya görmeye hazırdınız. Yine de akşam ışıklarında yalnız yürümek, sizin için önü alınamayan bir mutluluktu.

Bir yere kadar.

Dünyada âşık olunabilecek adam olmadığını fark ettiniz mi siz de? Adamların suçu yok. O kadar kendimizi dinledik ki, bizi bizim kadar dinleyecek bir adam hayalini kurduk istemeden hep. Uzun zaman sonra bizimle hiç alakası olmayan bir adamla, bir ilişki denemesine girdiğimizde hayal kırıklıklarımızı bile kendimize fark ettirmeden bütün olan bitene sabretmeye çalıştık; sırf yalnızlığımız, o katı duygularımız yüzümüze vurulmasın diye. İkinci günden biz sevgiliyiz diye el ele tutuşup, yılların isim koymaya gerek yok ilişkilerinin mağdurluğunu üzerimizden attığımız hissine bile kapıldık.

Çok net hatırlıyorum; istediğim şarkıyı çalmayıp, dünyada ne kadar kaba hareket varsa hepsini 10 dakika içinde yapan adam için, ertesi gün ‘o değil…’ diye bahsettiğimi.  Ve o gece başka bir adamın benim yanımda olmak için ulaşım olumsuzluğunu reddedip yakınıma kadar geldiğini. Herkesi, sabahın 6’sında, seviyoruz diye browni almaya çıkan, bulamayınca daha çok seviyoruz diye ekler pasta alıp öpücüklerle uyandıran adama benzetmeye çalışıyoruz. Ne yapabiliriz ki; başımız okşanmıştı bir kere. O gece hangi şarkıyı dinleyeceğimizi biliyorlardı, hangi anlarda köprücük kemiklerimizi öpmeleri gerektiğini, hangi filme gitmek istediğimizi, sağında mı solunda mı yatmak istediğimizi… Elini yanağımıza götürdüğünde oradaki çizginin mutluluktan ortaya çıkacağını.

O yüzden olmadı. Bir daha hiç kimse sizin için hem mükemmel, hem bu kadar yakın olmadı. O dünyanın en iyi adamı değildi ve öyle de kalamadı. Her şeyin öncesinde bütün sevgisi ve iyiliği nedeniyle resmen hayatınızı alt üst etti. Dönüştünüz. Gözünde değiştiniz. Başka güzel insanlar geldi. Hala sizinle dans etmeyi özlerken, başka insanları öpmek tuhaf değildi. Yine kırıldınız. İçinize döndünüz ve günlerden bir gün yine aynı tokadı suratınızda hissettiniz.

Konuşmaya başladınız. Şu hayatta gerçekten derinden sevdiğiniz iki şeyden birinden bahseden bir adamla. Şarkılar dinlendi, yudumlar deniz oldu. Kitaplar alındı. Sizden başka her şey konuştu. Filmler, kıyısında durduğunuz deniz, üstünüzdeki dolunay, kıvırmaktan ağrımış dizleriniz. Elleriniz. Dudaklarının iştah kabartışı sessizliği içerisinde ölüp gitmek istediniz daha ikinci görüş gününden. Uzun zaman önce kaybettiğinizi düşündüğünüz o süper gücü içinizde bulunca durmayıp devam ettiniz. Ettim yani. Bu bir buçuk ay sonraki tek görüşümde kaybetmek istemiyordum çünkü, ama emin olamıyordum. Kafamda binlerce düşünce, o yalnız kaldığımız odada, bedenimin hareket etmesine engel oldu desem yeriydi. Birini bu kadar çok isterken, uzaklaşmak çok saçmaydı. Bunu düşünüyor olabilirdim, hatırlayamıyorum. Sabahlar oldu, sonunda.

Planlar, istekler; hepsi benim içime koşuvermiş onun içini boşaltmıştı sanki. Ya da ben yine onun düşüncelerini bilmediğimden kendi kendimin içini oyup duruyordum. Çillerim vardı, çok seviyordum, viskiyi değil belki ama votkayı tercih ediyordum. Şarabı en çok 12’den sonra içiyordum. Pazarları öğlene kadar kahvaltı yapmak istiyordum. Sabahları ters bir adam görmekten mutluluk duyup, o an kocaman bir sevgi ve huzurla dolayım istiyordum.

Alabileceği bütün detayları sevecektim. Uğraşmaktan yorgun halini, yatak altına süpürüp; bütün uğraşı ben verecektim. Tek istediğim, mutlu olabileceğim adamla, mutlu olabileceğine emin olarak dünyayı yeniden alt üst etmekti.

Ama sabahlar oldu.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir