RELATIONSHIT

Select 1 Player – You vs Relationship

By  | 

Yazı: Yeşer Sarıyıldız

yeser.sariyildiz@madambrownie.com

İnsanların ilişkiler hakkındaki fikirlerimi duyduğunda değişmez bir tepkisi var: ‘Öyle bir dünya yok Yeşer.’ Bana öyle bir dünya yok diyenlere, ‘ben yarattım oldu’ diyorum ve bir gün aslında herkesin ne kadar mantıklı şeyler söylediğime ikna olacağına inanıyorum.

Hayal aleminde mi yaşıyorum? Kimine göre, kimine göreyse anı yaşıyorum. Yaşadığım anların çoğunun ardından acımasızca günlerce kendimi eleştirirken, genelde ‘yine olsa yine yaparım’cı tavrımı takınmayı da ihmal etmiyorum ayna karşısında. Hepimiz gibi, yapmamam gerekeni ve hatta yapmam gerekeni de tam olarak bilirken, yapmamam gerekeni bazen sadece denemek için, bazense o an’da istediğim o olduğu için yapıyor ve ne olursa olsun birlikte olduğum erkeklerin kendilerini dünyanın en muhteşem adamları sanmalarına neden oluyorum. Açıkçası, zaten öyleler. (Okuyorlar, ne diyeyim şimdi?)

Tüm bu kişisel itiraflardan sonraysa hipotezimi sunarak geçiyorum asıl konuya:

Bence ilişkiler tek taraflı.

Evet, önce ‘nasıl yani’cileri duyalım. Şimdi de sıra sizde, ‘ne alakası var’cılar. Hepinize cevabım aynı: Basbaya.

Hadi örneklendirelim.

Diyelim ki, bir sevgilin vardı, severek ayrılanlardansınız (fonda yıllardır dinlemediğimiz Ayna’dan Severek Ayrılanlar çalıyor bu esnada) ya da terk etti gitti seni, unutamıyorsun. Dedim ya, unutamamışsın işte, haliyle alamıyorsun da hayatına başka birini ya da biriyle birlikte olma ihtimalin bile sana onu aldatıyormuşsun gibi hissettiriyor kendini. Ne şimdi? Bitmiş mi senin içinde o ilişki? Adam Dubai’de elinde güneş kremi bronz sırtlar arasında koşuşuyor olabilir şu an, ama bu senin içindekini bağlar mı? ‘E heralde’ dediğini duyar gibiyim, e bağlamamış ama işte. Baksana hislerine, kendine.

Ya da diyelim ki bir sevgilin var. Başka insanlardan da hoşlanıyorsun artık, eskiden imkansızmış bu belki, ama olmuş işte. Bitmiş kafanda. Muhtemelen de sadece ‘elma şekeri hoşçakalı’ konuşmasını yapmayı ertelediğinden yürüyor ilişki. Onun için her şey yolunda belki de, ama sen… Başkasından hoşlanman aldatmak gibi gelmiyor sana mesela, ki hiç itiraz etme şimdi buna… Biz kadınların genel bir problemi bu zaten. İlişkiyi kafamızda bitirince bitti sanıyor, pratiği unutuyoruz, aksine rastlamadım bugüne kadar. Sevgilin mi şimdi bu adam senin? Değil, adı var.

Aynı şekilde biriyle birlikte olduğun, ama ilişkinize isim koymadığınız zamanlar… Evet evet, şu meşhur ‘isim koymaya gerek yok ilişkileri’ yine. Ortak bir şey yaşıyorlar diye aynı şeyleri mi hissetmek zorunda insanlar? Belki senin sevgilin, belki özel birin, belki olmazsa olmaz’ın, belki de nasıl olsa var’ın, belki de takılıyoruz çünkü seks iyi’n.

Birlikte mutlu olmak için birileri birilerini kafeslemek zorunda mı hep? Birlikte mutlu olacağız diye birlikteyken mutlu olmayı atlıyoruz bence.

Bir de bulunduğum masalarda kadın erkek ilişkileri konuşuluyorsa mutlaka biri çıktı ve şöyle dedi bugüne kadar: ‘Ne olursa olsun taraflardan biri daha çok sever…’ Ve masadan ‘haklısın, çok haklı…’ sesleri yükseldi her seferinde. İç çekme efektlerini de siz ekleyin artık. Eğer gerçekten buna inanıyorsanız, siz insanlar çok garipsiniz bence.

İyisi mi, herkes kendi ilişkisine baksın, kimse kimsenin ilişki yaşıyorlar diye orasını burasını değiştirmeye çalışmasın ya da değişti sanmasın diyorum ben.  Biz kadınların en iyi yaptığı şey bu çünkü. Tam istediğimiz gibi bir erkek bulup sonra onu artık beğenmeyeceğimiz biri haline getirmek.

Geçen gün bir arkadaşımla konuşuyoruz. Kıza asılan bir çocuk var, ama çocuğun sevgilisi var. Kız da biliyor bunu, hatta tanıyor sevgilisini. Samimi değil de, öyle ‘merhaba, merhaba’ işte. Bir partide karşılaşmışlar, çocuğun sevgilisi yokmuş yanında. Kız anlamıyor ama, ‘Seviyor da yani, biliyorum’ diyor. Hatta imrenilen bir ilişkiymiş onların ortamlarında, 4 yıl mı dedi, öyle bir şey… Çocuk da ‘Sen anlamıyorsun beni, başka bir şey seninle olan, seviyorum ben İpek’i, kaybetmek de istemiyorum.’ diyor. Kız da ‘Peki ben şu an seni kolundan çekip ıssız bir sokağa götürmek istesem gelmeyecek misin? Nasıl sevgi bu?’ diyor. Çocuk da ‘Sen beni ne zaman kolumdan çekip ıssız bir sokağa götürmek istesen geleceğim zaten.’ diyor ve ekliyor; ‘Peki sen beni o ıssız sokağa götürmek istiyor musun şu an?’ Teklif bu kadar açık ve net. Sevgililer ama bunlar, evet. Tarafların gözünden tek tek incelemeye gerek duymuyorum ilişkiyi, her şey teklif kadar açık ve net zira.

İşin özü şu ki, ne yaparsak yapalım, işe yaramıyor zaten uzun vadede. Bildiğimiz kadarıyla idare edelim demiyorum; bildiğimiz kadarıyla idare ettiğimizin farkına varalım.

Hayat dediğin, kafanın içindekinden ibaret değil de ne zaten?

Ayrıca merak edenler için; kız çocuğu çekmemiş ve bu hikaye de burda bitmiş.

1 Comment

  1. bensüperim

    1 Şubat 2011 at 21:59

    çok pis katılıyorum yazara. öyle pis katılıyorum ki, o kadar olur yani.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir