Ayın Dikkat Çekeni

Sigarayı Bırakma Yöntem ve Anıları

By  | 
  Sigaraya üniversiteye girdiğim yılın yazında, sevinçten neyi nerelerime süreceğimi şaşırmış şekilde, “Daha ne yapıp da oha filan olabilirim?” diye başladım.
 Çok da başlamak denmez aslında, öyle bakkala gidip sigara rafına uzuuun uzun bakıp “abi yeşil paketler mentollü mü? haa peki şu uçuk mavi olan ne kadar?” diye soran insan tam bir sigara içicisi, tiryakisi sayılmaz.
 Sonra okula başladığımda, ’90lar İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüsü bana hayat, kavga, mücadele, devrim, stres, ölümle burun buruna olma, bugün varız yarın yokuz hissi vaad ettiği için, başladım mı ben sigaraları arka arkaya yakmaya.
  sigara bırakamama 2
 Şimdi marka vermek olmaz ama ayın başında iyi marka ile başlar, ay ortası tırtlaşır, ay sonu valla yalan olmasın izmariti olmayan sigaralara düşerdim. Neticede maksat ciğerimize tütün girsin.
 Şimdi “ay yaşım ortaya çıkacak” ları bir kenara bırakalım; nikotin denen nane ile 18 yıllık çok tutkulu bir aşk ilişkimiz vardı.
 Aşk ilişkisi dediysem haliyle oldukça tek taraflı bir ilişkiydi. O benim hiç bir şeyimi çekmezken, ben dişlerimin ve dahi işaret ve orta parmağımın sararmasını göze aldım, geceleri ona olan hasretimden karda kışta açık tekel bayileri aradım. O yoksa hiç bir duygunun anlamı yoktu benim için.
 “Ay çok heyecanlı film versene bi sigara daha” Manzara ne güzel değil mi? Durup bir sigara içsek mi? ” “Abi çok üzüldüm, gel bi sigara iç istersen?”
 Yani üzülünce içilir, sevinince içilir, hava güzelse işte buna içilir, yağmurluysa keyiften içilir, kahve varsa zaten kesin içilir, alkol sofrasında daha da çok içilir, hasretlik çekiyorsan ayrı bir içilir, bir zaferi kutluyorsan onda da içilir
 Yani bu bok neyin yanına koysan yakışıyordu; ne hissetsen sanki sırtını sıvazlayıp “he he” diyordu.
 Bronşit olduğumda, Faranjit olduğumda ve dahi Zatürre başlangıcı olduğumda doktora trip attım, hastalığa trip attım, hayata pandik attım sinirden. O üç kuruşluk hastalıklar, 10 sene okudu diye kendini bir şey sanan  doktorlar benimle sevgilim arasına nasıl girerlerdi?
sigara bırakamama
 Ya ben ameliyat oldum, serumu affedersiniz donuma saklayıp da sigara içmeye kaçtım gizli gizli; öyle bir aşk yani.
 Zaman zaman her ilişkideki gibi bizim de kötü günlerimiz oldu.
 Hamilelik en kolay ondan vazgeçtiğim zamandı. Çünkü daha büyük bir aşk yaşıyordum. Oraları saymıyorum. Bırakmış bile saymıyorum.Ultrasondaki üzüm tanelerine, emzirirken de onların nonnik burunlarına bakınca zaten insanın aklına eski sevgilisi mevgilisi gelmiyordu.
 Sonraki bırakma maceralarımın bazıları ağır geçti.
 İlk Allan Carr yönetimini denedim.Kitabını da okurken sallarım mallarım aman süreç uzamasın diye filmini izledim. Yani hemen ikna oluyorsunuz zaten bırakmaya film ile birlikte.
 Hele benimki gibi egonuz boyunuzdan bir kafa daha uzunsa; hemen “abi ben salak mıyım? köle miyim? esir miyim? mal mıyım? bana her şey diyebilirsiniz ama bu tuzağa düşecek bir aptal olduğumu söyleyemezsiniz” Aptallığı kabul etmediğimden kelli hemen bırakıverdim sigarayı ve Gollum’a dönüştüm.
 Anında yani.
 Gören de cidden ocağıma ateş düştü, evime hacizler geldi zanneder, öyle bir “daha demin Müslüm Gürses halk konserinden” çıktım edası geldi oturdu yüzüme. Dertten elemden ölüyorum.
 Akşam saat 21.00’da kafama battaniyeler çekip uyuyorum. Tüm “dışarı çıkalım”, “film izleyelim”,” yürüyüş yapalım” önerileri anlamsız. Yemek yemek bile istemiyorum. Çünkü onsuz hiç bir şeyin anlamı yok anlıyor musunuz?
 Bu benim derin depresyonum o kadar dibe vurdu ki; çevremdeki 10 dosttan 8’i “yav sigara bile daha uzun vadede öldürüyor, iç anasını satayım yoksa korkuyoruz halinden” demeye başladılar.
  sigara bırakma
 N’lakası var? Zor bir dönemden geçiyorum falan diyorum ben. Ama tabi yine egodan. Sonra bir arkadaş şöyle bir çözümleme yapmıştı. O dönem ben işi bırakmışım, evde 1,5 yaşındaki ikizlere bakıyorum. Zaten pek bir sigara da içemiyorum. Ama öğlen onlar uykuya yattığında, gazeteyi alıp, bir kahve yapıp iki sigara yakıyorum peş peşe. Geceleri de çocukları yatırdıktan sonra kocamla oturup 2 sigara içip muhabbet ediyoruz.
 Ben bu kendime ayırdığım tüm zamanı sigaraya endekslediğim için böyle yaşamsal boşluklara düşüyorum.
 Neyse çözümleme yapıldı ve tabi ki günde öyle 3-5 sigara içmeyeceksin diye bu acı çekilmez dedi. Yaktık sigarayı. Bi de o aradaki 2 ay ızdırabını boşuna çekmiş olduk yani.
 Sonra kendi kendime, hiç bir şeysiz bırakma tecrübelerim oldu. İşte onları ne siz sorun ne ben diyeyim a dostlar.
 Tartıdaki kiloların her öğünde böyle birer birer artması ve mide fesadı geçirmeler mi dersiniz, efenim sindirim sistemimin çökmesi mi oy beni dağlar beni….
 Yenildim her seferinde.
 Pislik sigara da tam piç eski sevgili, her seferinde coşkuyla karşılıyor. Lan içmemişim işte onca ay, bi kokusundan da mı tiksindirmez insan?
 Bi keresinde ilaçla bırakayım dedim.
 Eczacı başladı sormaya; ” yalnız mı yaşıyorsunuz?” “işinizde ertelenmeyecek bir yoğunluğunuz var mı?”
 Dedim “Hayırdır?”
 Meğerse efendim ilaç terleme, depresyon, ağız kuruluğu, dikkat dağınıklığı yapabiliyormuş. İşte insan durduk yere ağlama krizlerine girebiliyormuş, intihar eğilimim de olabilirmiş o sebeple yalnız yaşayanlara pek önerilmiyormuş.
“E ben kendiliğimden bırakınca bu kadar yıpranmıyorum bu ne lan?” dedim. İlacın bana faydası hayatı zindan ederek aynı yollardan bir daha geçmemi engellemek mi?
Niye bu acıyı çektiriyorum kendime?
 O zaman kendiliğimden bırakayım dedim ve hooooop yukarıdaki paragraflara geri döndük.
 Bir de sakinleştirici alarak bırakmaya çalıştım.
 O kadar sakinim ki; az daha belime dinamit sarıp en yakın tekel bayisini patlatacağım. Güya sakinleştirici ile sigara bırakmışım, öfkemden yapayalnız geziyorum. Mahalleye girerken öfkem benden önce giriyor, esiyor gürlüyor; yan mahalle bile şikayetçi.
 Hayvanseverlikten  tüylüşeyleruzakdurun’a geçtim, çocuklara bağır, işte kavga çıkar, otoparkçıya dal, marketi kır derken az daha her yere “sakıncalı vatandaş” diye fotoğrafımı asacaklardı.
 Tüm bu aşamalarda tabi kendimi motive etmek için yaptığım; “ay dişlerim bi günde beyazladı bak” “cildim de cillop oldu” “nasıl da çıktım merdiveni di mi?” yalanlarım var ki külliyen yalan. Sabahları kolay uyanır insan motivasyonu uydurmuşum, saat 09.00’da yataktan kazınıyorum ama lafa gelince “ya valla çat diye uyanıyorum inanmazsınız diye anlatıyorum.
 Neyse yıllar peş peşe geçerken ben de sigara ile yapılması abes türlü şeylere imza atmaya devam ediyordum; mavi yolculukta denize atlamayıp ağzımda sigara ve makarna denilen o batmaz çubuklarla ezo bir eze gibi götüm götüm girmem, Disneyland’ ta sigara içeceğim diye kilometrelerce yürüyüp içilen yer aramam, İsveç’te hava -25 iken kafamı belime kadar camdan çıkarıp tilkilerle göz göze gelmem, gözümün bebeğinin donması, araba koltuğunu, bacağımı, araba tavanını, mutfak sandalyesini, mutfak halısını, komşumun halısını yakmam, nasıl becerdiysem kirpiğimi de sigara ile yakmam, şu meret yüzünden çektiğim ızdırap, gittiğim yol, düştüğüm hal bir değil beş değil bin değil.
sigara bırakma 2
 Hep söylerim; insan oturacağı evi, evleneceği adamı, çocuk doğuracağı zamanı, o an gelince anlıyor.
Meğersem sigara da öyleymiş.
 Ben yıllarca totemler yap, seremoniler yap, olaylar yarat, depresyonlara gir, çık becereme, işte şimdi aylar oldu, öyle hiç olay yaratmadan; bir gün “bu paket bitsin bırakayım” dedim. Olay da yaratmadan çatır çutur içtim o son paketi, zart diye de bitti .
 Gün o günmüş demek.
 Bunca hezimetli bırakışta; kokusundan tiksinmeyi bırak, kokusunun peşine giderdim. Biri beni yoldan çıkarsın da zorla içirsin diye arkadaşların gözlerinin içine bakardım.
 Arkadaşlarımın empatisiz olanlarını sürekli arar sorardım.
Bir yerlerde yalnız kalıp da bi nefes çekeyim sonra yine içmem diye kendimi kandırırdım.
 Öyle değilmiş; bırakma zamanı gelince anlıyormuşsun.
 Unutuyor insan, yani deli bir aşka tutulunca, eski sevgilinin huyunu bile hatırlamazsın ya, hatta ezberinden telefonu silindiği gün anlarsın içindeki aşkın bittiğini.
 Aha bu da öyleymiş.
 Birileri uyarmasa, bıraktığımı bile unutuvermişim, nasıl bıraktığımı yazmayı zaten unutuvermişim.
 Hiç yaşanmamış gibi, ben onun peşinden yollara düşmemiş, rezil olmamış gibi, akça pakça parfüm koktuğumu, cildimin düzeldiğini, dişlerimin ağardığını kontrol bile etmeyi unutmuşum da birileri sorunca aklıma gelivermiş.
 Demek ki neymiş sözün özü, kasma güzel kardeşim, kasma gözüm, acı çekme.
Ara ara deneyeceksin bırakmayı, bin bir metot ile, bir gün kolayca kurtuluvereceksin.
 İş ki denemekten vazgeçme.
 O sevgili ki, öyle piç, öyle bencil, öyle insana sirayet edeninden ki, kurtulacaksın eninde sonunda, yoksa biliyorsun içini çürütüp elinden alacak canını yoksa.

Ayşen Aksakal

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir