baş tacı

Taksim Bizim, İstanbul Bizim

By  | 

3 gündür Taksim’de ‘bir şeyler’ olduğunun farkında mıyız?

O ‘bir şeyler’in sadece rant mücadelesini yansıtmadığını; sadece parkların, toprakların katledilerek kentleşmenin baş tacı alışveriş merkezlerine dönüştürme meselesi olmadığının farkında mıyız?

O zaman hadi eğri oturup doğru konuşalım.

x

Son bir haftadır elimizde neler var? Sündüre sündüre ve adım adım gelen alkol yasağı, kaşla göz arası gündemi meşgul ederken dualarla temeli atılan üçüncü köprü ve Taksim Gezi Parkı projesi.

Fakat her yasak kendi isyancısını doğurur. Pazartesi gecesi bir karmaşa başlıyor. Sosyal medya üzerinden yapılan duyurularla Gezi Parkı’nın bir bölümünün yıkılmaya başlandığını ve ağaçların bir kısmının söküldüğünü öğreniyoruz. Yıkıma engel olmak isteyenler bir anda toplanıyorlar parkta; geç olsun güç olmasın diyoruz. Salı günü sökülen ağaçların yerlerine dikilmek üzere fidanlar getirtiliyor. ‘Taksim bizim, İstanbul bizim.’ sloganları eşliğine dikilen fidanlardan sonra ortalık yine karışıyor ve başrole polis ve biber gazı oturuveriyor. Her şeye rağmen geri çekilinmiyor.

13melek

(Fotoğraf: https://twitter.com/13melek)

Eylemciler çadırlarda, uyku tulumlarında gece nöbetini sürdürüyor. Çarşamba günü Gezi Parkı’nda direniş havası yayılıyor.

https://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=RzSa7ncK2uU

Bu arada Gezi Parkı direnişini sadece Twitter üzerinden takip edebildiğimiz o muhterem günlerin içerisine girmiş bulunuyoruz.

Kullanılan hashtag’ler, çekilen fotoğraflar aslında her şeyi anlatmaya yetiyor. Perşembe sabahına uyandığımızda ise sabaha karşı geceyi parkta geçiren insanların üzerlerine sıkılan biber gazını ve polis tarafından yakılan çadır haberlerini görüyoruz.

alimiharbi-horz

Bekleyiş bitiyor mu? Hayır bitmiyor ve kalabalık gittikçe çoğalarak belki de en insanı görevini yerine getiriyor: Yaşam hakkını savunma.

Tüm bu olan bitenlerin yanı sıra özgür gündemmişçesine tutunduğumuz Twitter’da neler neler okuyoruz: İki üç ağaç için değmez biber gazı yemeye, istediğinizi yapın bir işe yaramayacak ki, adamlar biz yaparız diyorlar o yüzden ne gerek var kendinizi heba etmeye.
Olayın sadece park ve ağaç meselesi olmadığını dillendirmeye çalışmak belki de en zoru ama en doğru olanı. Hükümetin yaşam müdahaleleri gün geçtikçe artıyor. Evinize giren hırsıza yatak odası sınırlarında müdahale ederseniz suçlu sayılmazsınız. Peki insanlık olarak hayatımızın hangi kısmına müdahale edildiğinde ayağa kalkacağız?

ışıl

(Fotoğraf: https://twitter.com/yetersusun)

Savrulan ağaçları, yakılan çadırları, biber gazı kokan o toprağı biz değilsek kim savunacak? Hiçbir şey değişmeyecek diyerek sadece akıl muhakemesi yapmanın bize ne getirisi olacak? Kendimize sorma zamanını çoktan geçtik; aslolan şimdi ve her zaman ayağa kalkma sıranın bizde olduğu.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir