baş tacı

Tarihin Yazmadıkları: Kadınlar Savaşı

By  | 

İnsanlığın tül perdeli arka odası: Son Amazonlar asla son değildi!

Yazı : Gülben Şaş

amazonsac

Dost başa, kadın saça bakar. Düşman ayağa, kadın ayakkabıya bakar.

Modern zamanlarda böyle bizim işler.

Eşini, sürünün diğer dişilerinden korumaya çalışan avcı dişi bu şekilde evrimleşmiştir. Aynı türden bir başka çift avcı dişinin görüş alanına girdiğinde potansiyel tehlikeler hemen keskin gözler tarafından saptanır. Usta bir bakışla dekolte miktarı, etek boyu, makyaj oranı hesaplanır. Hatta deneyimli bir dişi, rakibinin karakteriyle ilgili anında fikir yürütebilir hale gelir. Tehlike arz etmediğine karar verilirse, diğer çiftin sakince geçip gitmesine izin verilir. Eğer avcı dişi içgüdüsü alarm verirse, o zaman eşin dikkati muhtelif yöntemlerle dağıtılarak tehlike pasifize edilir. Gökten üç elma düşmüş, hepsi kadına… Gerekirse o diğerlerine dağıtır.

Bu süreçte olup bitenden erkek kişisinin kesinlikle haberi olmaz. Muhtemel çapkınlık işaretlerinin tamamı eline kenetlenen avcı dişinin parmakları tarafından daha en başında saf dışı bırakılmıştır. Dişi güvende olduğu sürece kükremez, erkeğin de huzuru kaçmaz. Bu ormanın kanunu bu.

Bir sor bakalım, neden böyle bu kadınlar…

Bilmem.

En mantıklımızda bile ilkel avcı, hatta asker dürtülerinin bazıları var. Kadın olmayı eğlenceli hale getiren şeylerden biri de bu zaten. Yaşasın gözyaşı bombaları, yaşasın uzun menzilli kıskançlık tüfeği, yaşasın parça tesirli sorular ve yaşasın ağır tank zeka!

Evlilik Cüzdanı Anlaşması imzalanıp da barış ilan edilmişse ne âlâ. Müzakere süreci devam ediyorsa en azından sınırları belirleyen bir yüzük siperi oluşturmak gerekebilir. Sonuçta saldırının ne zaman, nereden geleceği belli olmaz. Hiçbir tek kişilik kadın milleti bayrağını bir boynuzda dalgalandırmak istemez. Böyle büyük zaferler de kolay elde edilmez. Sabreden Merviş, Murat’ına erermiş. Üstelik o kadar, büyüttüğümüz gibi de (abartmayı seviyoruz söylemesi ayıp) yorulmadan… Sonuçta aşk yan gelip yatma yeridir, ateşkesi kesintisiz ateştir ve nihayetinde kadın; ipekli, drapeli, fırfırlı, kurdeleli, sütyenli, allı morlu üniformasıyla aslında bir ömür askerdir. Bedellisi ağır, uzun dönemi daha keyiflidir. Ben yazıcı olarak yapıyorum, rahatım yani.

Erkek tarafında da vardır elbette ‘ben hiç de öyle değilim’ alışkanlıkları. Onların dili hakkında da başka bir gün sohbet ederiz. Konuşmayı seviyoruz biz nasılsa.

Hepinize çikolatalı günler dilerim sevgili kadınlar ve kadın hissedenler! Menziliniz açık, cephaneniz dolu olsun.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir