baş tacı

Tavan

By  | 

Yazı: Yeşer Sarıyıldız

yeser.sariyildiz@madambrownie.com

Çiğdem/çekirdek yemenin insanda bağımlılık yaratan bi’ tarafı var ya hani, durduramıyorsun kendini. Çitleme efekti mi, yoksa tadı tuzu mu insana kendini kaptırtan bilmiyorum; ama savaşır gibi çitlerken ağzına birden kötü, bozuk bi’ çekirdek/çiğdem geliyor, ağzının tadı kaçıyor; ama cidden kaçıyor. O kötü tat, tüm diline damağına siniyor resmen, çıkmıyor.

İşte geçen gün çiğdem çitlerken, isminin saklı kalmasını isteyen ünlü bi kadın düşünür(J) bunu erkeklere ve ilişkilere benzetti. Burada bi’ saniye duruyorum ve kendi kendinize düşünüp “hakikaten ya” demenizi bekliyorum. Dediniz mi? Tamam.

İlişkinin ilk evrelerinden bahsediyorum burada tabii, ilk randevulardan. Konuştukça konuşasın geldiği, komik olduğu kadar karizmatik, karizmatik olduğu kadar anlayışlı, anlayışlı olduğu kadar bilgili, bilgili olduğu kadar… Ne? Ter mi kokuyor? Tamam, bitti, at çöpe. Sonrasında ettiği hiçbir güzel laf, ağzındaki o kötü tadı alamayacak çünkü. Peki, bi’ düşün bakalım; daha önce hiç mi ilk randevuda adam Nuri Bilge Ceylan filmlerini seviyor diye, aslında nefret ettiğin halde “Evet, ben de öyle düşünüyorum…” demedin? Hatta sonra zamanla kendini cidden öyle düşündüğüne inandırıp onun olmadığı yerlerde bile aynı düşünceleri savunurken buldun kendini muhtemelen. Peki, aradaki fark ne? Aslında ilişkilerin kaderi daha en başından mı belli yoksa? Biri hoşumuza gitmişken tek bir kötü çekirdek tadımızı kaçırabiliyor; ama birinden hoşlanıyorsak kendimizi filme ya da muhabbete o kadar kaptırıyoruz ki kötü çekirdek arada kaynayıp gidiyor. Bu durumda, birinden çok hoşlanıyorsak ona illa ki âşık mı oluyoruz devamında? Aynı zamanda birine âşık olmak karşı tarafla çok da ilgili değil bu durumda…

Burada yine bi’ saniye duruyorum ve biraz önce biz “hakikaten ya” derken “nasıl yani ya?” diyenler için, “hmm evet oldu şimdi” deme süresi bırakıyorum. Dediniz mi? Tamam.

Bi’ de ilişkinin ilerlemesi halinde yaşanan durumlar var. Hepimizin kafasında bi’ mükemmel erkek olmasa da birlikte olmak istediğimiz ya da tam bize göre erkek profili var ve sanıyorum ki, bu profil tam olarak şekillenmemiş durumda. Sadece ana hatlarıyla belli olan bu profille ilgili, biriyle tanıştığımızda “uyar” ya da “uymaz” yorumu yapıyoruz içten içe sanki. İşte âşık olduğumuzda, o profille alakası olmadığını fark etsek de, profili, bırak rafı, dolabın boyumuz yetişmeyen en üst yerine kaldırıp görmezden geliyoruz birçok şeyi. O kötü çekirdek tek bir taneden yarım kiloya çıksa bile “ağzımın tadı yok bugün, kolanın asidi kaçmış, içmeseydim iyiydi” diye kıvırıyoruz. Beraber olduğumuz i

nsanla baş edemez hale gelince de, beklentilerimizi sıfırlayıp onu haklı görmek uğruna kendimizi kandırıyoruz. Şu an bu durumu hayatımdaki en önemli insanlardan birinde açık seçik gözlemlerken, bi’ taraftan da “ne yapıyoruz biz?” diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Deli gibi âşık olduğumda kendime olan saygımı yitirdiğim hiç oldu mu ya da bu durumu ne kadar abarttım bi’ fikrim yok. Bunun yapılmasına itirazım da yok; koskoca insanların akıllarını başlarına getirmek benim boyumu aşan bi’ uğraş zira. Yalnız en azından bunu yaparken ne yaptığımızı bilerek yapsak en azından? Kendimizi kandırmaktan ziyade, “evet, böyle bir şey yaparak yerin dibine girdiğimin farkındayım ve yerin dibine girmek göze alınmayacak bir şey değil onunla beraber olmak için” desek? Zaten bu durumu yediremiyorsak, ilerde pişman da olacağız mutlaka.

Bi’ de kendim dahil hemen hemen herkeste gördüğüm ilişkiyi devam ettirme hırsı var. Hani bi’ şeyler için uğraşmışsın çokça, olmamış.

Bırakamıyorsun ama, başarısızlık gibi çünkü. Daha kötü oldukça daha çok hırslanıyorsun. İnadına devam ettiriyorsun ilişkiyi, ama nereye kadar?

Muhtemelen kendi hırsından bıkana kadar. Bazen yola getirememekten, bazen anlaşılma isteğinden doğan,

bazense sadece içinden gelen bi’ hırsla sürdürüp duruyorsun ilişkiyi. Keşke düzelmediğini kabullenip bırakıp gidebilsek o kişiyi ve ilişkiyi.

Sonuçta, aşk dediğin şey karşı taraftan ziyade tamamen seninle ilgili ne de olsa. Ona uymadıysa, gün gelir başkasına uydurursun aynı aşkın kılıfı, ne olacak…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir