Anasayfa

Tekno-İnsanlık Halleri

By  | 

 

Bilgisayarlar, akıllı telefonlar, tabletler… Her yanımız teknoloji her yanımız internet… Ve artık parmaklar eskisinden daha çok çalışıyor. Evde, sokakta, yolda, otobüste, işte, goygoyu bol arkadaş buluşmalarında, dost meclislerinde… Kimimiz mesaj atıyor, kimimiz mail yazıyor, kimimiz tweet atıyor, kimimiz fotoğraf paylaşıyor, kimimiz hem yanı başındakiyle hem de online olarak başka biriyle yani ikisi bir arada goygoyda…

Hatta aynı masadayken sosyal medya üzerinden birbirine laf çakanları bile gördüm… Eeee teknoloji hayatımızın bu kadar içindeyken, insanlık hallerimizin geçmiş dönemlere göre farklılık göstermemesi mümkün değil.

Ve bana göre olumlu anlamda pek çok katkısı oldu. Öncelikle yüklerimizden, psikolojik yıpranmışlıklarımızdan bizleri kurtardı.

telotlak

İŞTEN ÇIKARMA STRESİNE SON…

Hatırlıyorum da eskiden işten çıkarma konuşmaları personel müdürleri, şefler ya da işverenler için pek bir sıkıntılı geçerdi. Sonuçta birinin yüzüne, gözlerinin ta içine bakarak ve bir sürü naif cümle kurarak “işten çıkarıldığını” söylemeniz gerekirdi. Dahası karşısındakinin “üzüntüsünü” görüp, iki saat de sürse kahrolmamaları mümkün değildi.

Şimdi öyle mi, “at SMS’i, at maili” hop iş bitsin. Çok iyi oldu kısacası… Ama bu yöntemin eksik bir tarafı var. Bence işten çıkarıldığına ilişkin SMS ya da maile şöyle bir not da iliştirilmeli; “Sayın çalışan, özel eşyalarınızı toplamak için gelmenize gerek bulunmamaktadır. Özel eşyalarınız toplandı, kargoya verildi. Gün içinde elinizde olacaktır.”

Nasıl daha şık değil mi? Böylece başı önde girişiniz, eşyaları üzgün üzgün toplayışınız, herkesle tek tek vedalaşmanız, hüzün vs. olmayacak. İşveren, şef ya da personel müdürü de rahat eder hem, saklanacak yer aramak zorunda kalmayacakları için.

SMS ile işten çıkarıldığını öğrenen Derya Sazak için umarım benim bu önerimi yerine getirmişlerdir. Adamcağızı yormamışlardır.

Dalga geçtiğimi sanmayın lütfen, teknoloji o vakit bu kadar gelişkin değildi yani ben plaza medyasında çalışırken. Kart basıyorduk, ki hâlâ basıyorlar; kapıda kalanlarımız oldu ‘dıt’ sesleri eşliğinde. Meğer işten çıkarılmışlar. Sen onca yol gel, kapıda kal. Bence o çok insafsızca bir yöntemdi. Sabahın köründe kalk, hazırlan, gel ve ‘dıttttt’ kapıda kal.

Şimdi ne güzel akşamdan ya da daha evden çıkmadan öğreniyorsun. Ohhh, ben olsam geri yatağa yatar bir güzel uyurdum.

 

MESAJ İLE AYRIL, İLİŞKİ GÜNCELLEMESİ YAP, KAZAN KAZAN KAZAN…

telkız

Teknolojinin ‘insanlık hallerimize’ sağladığı katkı, getirdiği hafiflik sadece bununla sınırlı değil. Aynı durum pekala ‘eski’ olmasına karar verilen sevgililik meselesi için de kullanılabilir. Pardon ya, çoktan kullanılmaya başlandı. Kısacası maille ya da SMS ile biten ilişkiler artık hayatın doğal bileşenlerinden biri haline geldi.

Neydi o eskiden öyle; iki büklüm olmalar, ‘Sorun sende değil bende’ ile başlayan cümleler, karşındakinin yalvarmalarına salya sümük ağlamalarına katlanma halleri… Şimdi atıyorsun maili ya da SMS’si, sonra bütün iletişim ağlarından engelliyorsun ve iş bitiyor.

Hem ilişki durumunu hemen düzeltme olanağı bulduğun için herkesi durumdan haberdar edebiliyorsun. Bu da seni avantajlı hale getiriyor, zaman kaybetmiyorsun… Bak sen o vakit yaşanan güzel “yürümelere”…

 

‘YÜRÜMEKLE’ GELEN BİR ÖMÜRLÜK AŞKLAR…

telefonlu çift

Yürüme, sosyal medyanın gelişmesiyle birlikte hayatımıza giren çok güzel, naif bir kavramdır. O yürümelerde ne emeği bol aşklar, sevgililikler yaşanıyor bir bilseniz aklınız hayaliniz durur. Ne yaratıcılıklar… Öyle şaşkın şaşkın bakmayın, cep telefonlarının, bilgisayarların, tabletlerin, sosyal medyanın insanlık hallerimize getirdiği en büyük kolaylıktır bu. Romantik kedi videoları paylaş, şiir sokakta fotoğrafları at, bir de şairlerin pek romantik pek arabesk şiirlerini kes-yapıştır… Var mı senden güzeli? Erkekler, kadınlar durmayın yürüyün, 21. yüzyıl aşkları bunlar… Ha bütün bunların kolay olduğunu da sanmayın. Ne meşakkatlidir o işlemler, ne çok emek barındırır içinde… Paylaşımda bulunacağınız şeyleri arama, bulma, düzenleme süreçleri pek bir fena…

Hem bir de olaya şu taraftan bakın. Eskiden aşkınızın yüceliğine, harcadığınız emeğin büyüklüğüne sadece arkadaşlarınız tanıklık ediyordu, şimdi bütün bir sosyal medya… Ya, oralar ne büyük aşklar gördü…

İlerleyen günlerde iletişim teknolojilerinin ve ona bağlı olarak gelişen yeni terminolojinin “insanlık hallerimize” getirdiği yeni açılımları anlatmaya devam edeceğim.

Şimdilik bu kadar… :)))

Yazı: Hacer Yücel

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir